19 Haziran 2014 Perşembe

Gülümsemek Güzeldir

Starbucks'a girdiklerinde Talya çok mutluydu. Damian'ı görmüştü ve her ne kadar kendine bile itiraf etmekten korksa da mutluluğunun sebebi Damian'dı. Sahi bir erkek için heyecan duymayalı ne kadar olmuştu? Belki bir yıl belki bir yıldan da fazla. Ama Talya bunun sebebini kendinde bulmuyordu. Son ilişkisi çok acı bir şekilde son bulmasaydı belki birileri için heyecan duymak bu kadar meşakkatli olmazdı.Ondan yaşça çokta büyük olmayan, zeki, yakışıklı bir adamın onu bu denli çok üzeceğini nereden bilebilirdi ki?

Daldığı hayallerden Alexis'i Caramel Macchiato'sunu çoktan sipariş veren Alexis 'Sen ne içiyorsun diyerek?' uyandırdı. 'Ben de bir filtre kahve alayım.' dedi Alexis o mükemmel gülümsemesini ekleyerek. Bir kaç dakika sonra Manhattan'ın en işlek caddelerinin önünde kahvelerini yudumlamaya başlayan iki genç kızın akılları bir kaç saat sonra gidecekleri bardaydı. Alexis için fazla heycan verici olmasa da bu gece geçireceği vakitin her zaman alışmış olduğu diskolarda harcanmayacağı için şükrediyordu. Diskoları sevmemesine rağmen Ted'i kaybetmemek için onun bugüne kadar her istediğine evet demişti ve ne yazık ki diskolar da evet listesine dahildi. Sonunda gerçekten onu önemseyen, onu merak eden birileriyle çok ama çok şık olmaya özen göstermesi gerekmeyen bir yere gideceği içinden bir yerde huzuru bulduğunu hissetti ve bu his dudaklarının kıvrılıp gülümsemesini beraberinde getirdi.

Alexis, sıcak kahvesinden hızlı yudumlar alan Talya'ya bakıp 'Heeey! Yavaş ol Talya. Mideni yakmak istemiyorsan kahveni biraz sohbet eşliğinde yudumlamalıyız.' dedi. Hemen ardından 'Ama Alexis bir an önce bu geceye hazırlanmaya başlamalıyız. Ne giyeceğimi biliyor olmam asla hızlı hazırlanamayacağım gerçeğini değiştirmiyor.' diye söylendi. Merakla Talya'nın gözlerine bakan Alexis ' Yoksa birileri Damian'dan fena halde hoşlanıyor mu?' diye sordu. Alexis'in bu sorusuna 'Hayır. Bunu da nerden çıkardın Alexis?' derken bile Talya yanaklarının fena halde kızardığını hissediyordu. 'Hadi ama! Beni kandırmaya çalışmaya kalkışma. Ona nasıl baktığını gördüm.' dedi Alexis. Kalbinin yavaştan hızlanmaya başladığını hisseden Talya 'Nasıl bakıyordum ki?' dedi biraz heyecanlı ve de biraz tedirgin bir ses tonuyla. 'Onun sana baktığı gibi.' dedi Alexis. Zaten yanakları kızaran Talya tamamen kırmızı kesilmişti.  Talya'Olamaz. Yoksa o da benden hoşlanmış olabilir miydi? Hadi ama Talya. Onun senden hoşlanmış olabileceğini nasıl düşünürsün. Kendine bir bak.' diye düşünürken, Alexis 'Ne düşünüyorsun? Neden yüzün birden asıldı?' diye sordu. 'Kendimizi kandırmayalım Alexis. Tamam Damian çok hoş, çok tatlı ve de yakışıklı biri ama sence benden hoşlanmasına imkan var mı? hiç sanmıyorum.' dedi Talya Alexis'in cevabını beklemeden. Hemen ardından afallamış bir şekilde Alexis 'Şaka yapıyor olmalısın. Talya bana tüm gün boyunca kendime hayatın devam ettiği ve kendime güvenmem gerektiği hakkında neredeyse kitap yazmama yetecek kadar çok nutuk çekmedin mi ? Sanki karşımdaki güçlü kadın gitti yerine kendine güvensiz ürkek bir genç kız geldi. Seni beğenmeyebilir hatta onun tipi bile olmayabilirsin. Belki cinsel tercihi farklıdır. Gerçi o bakışlardan sonra bu tercihi elemekte fayda var.' dedi hızlı  şekilde göz kırptı. ve ekledi 'Ama unutmamalısın ki karşındakinin seni beğenmemesi için milyon tane sebebi olabilir ama senin kendini beğenmemen için bir tane bile sebebin olmamalı.' Talya'nın yüzünde kocaman bir gülümseme yayılırken 'İşte böyle bayan Talya!' dedi ve iki kız da aynı anda kahkahayı patlattı. Tüm dikkatleri birkaç saniyeliğine üstlerine çektikten sonra  kızlar aynı anda masadan kalkıp Talya'nın evin yolunu tuttular. Önce Talya'nın hazırlanması için bir kaç eşya alıp oradan Alexis'e geçecektiler. Çok yürümeden caddenin sonuna geldiklerinde onları alması için gelen Jaguar marka limuzinin onlar için hazır bekliyordu.


23 Ocak 2014 Perşembe

Kendin ol ! Başkalarının ne dediği önemli değil...













(Yazının partneri : http://www.youtube.com/watch?v=d27gTrPPAyk)


Karşısında o sevdiği şarkıyı gerçekten hakkını vererek, içten ve tüm ruhunu gitarıyla bütünleştirip çalan biri vardı ve bu kişi karşı komşusuydu. Birden nedenini bilmediği bir neşeyle kaplanan Talya'nın elleri ritm tutarken ağzından şarkının sözleri yine aynı neşeyle dökülüyordu. 'Be yourself, no matter what they say..'


Şarkı bittiğinde Damian ayağa kalktı ve meraklı bir tavırla 'Sizin ne işiniz var burada?' diye sordu. Henüz Talya cevap vermeden Alexis atılıp 'Gördüğün gibi alışveriş yapıyoruz. Neşemiz yerinde.' dedi elindeki poşetleri işaret ederek ve ekledi 'Sen  ne zamandan beri grubunu bırakmış böyle tek başına sokakta çalıyorsun?'. 'Hayır, hayır! Tabi ki grubu bırakmadım. Sadece biraz eğleniyordum..' dedi Damian gözleri parlayarak. Talya'ya dönerek 'Buradan sonra nereye gidiyorsunuz peki?' diye sordu. Bu kez Talya sorunun ona doğru sorulması üzerine 'Alexis'i bilmiyorum ama ben çok yoruldum. Belki bir kahve içmeye gideriz. Ne dersin Alexis?' dedi. 'Harika bir fikir! Hadi o zaman! Ne bekliyoruz?' diye yanıtladı Alexis Talya'yı. Damian'a dönen Talya 'Sen de bize katılmak ister misin Damian?' diye sordu.  Damian önce ellerini cebinden çıkarıp, zaten rüzgarın dağıtmakta olduğu olduğu saçlarını anlansızca düzeltmeye çalıştı. Kaçırdığı gözleri Talya'nınkilerle buluşunca 'Çok isterdim ama önce evden geçip hazırlanmam oradan da bizim çocuklarla buluşup gece için prova yapmamız lazım.' dedi. Biraz bozulan Talya 'Demek öyle...' diye cevap verince Alexis Talya'nın kolundan çekiştirmeye başlayıp 'Bir daha ki sefere artık.' dedi ve tam da Starbucks'ın olduğu sokağa doğru kafasını çevirmişken Damian atıldı ve 'Bu akşam çıkacağımız barda bizi dinlemeye gelmez misiniz?' diye sordu. Talya, Damian'dan gelen bu ani ve güzel teklife sevinerek Alexis'e döndü ve 'Biraz eğlenmek ve kafa dağıtmak için daha güzel bir yol biliyor musun?' dedi. Talya'nın gelen bu teklife kayıtsız kalmadığını gören Alexis 'Bu gece başka bir planımız olduğunu sanmıyorum.'dedi. İçten içe sevinip bunu belli etmeyen Damian 'Mükemmel. O zaman bu gece bizim barda buluşuyoruz.' cevabını alan Talya'nın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Neler oluyordu ki ona böyle? Bir erkek için heyecanlanmayalı kaç zaman geçmişti? 'Her neyse. Şimdi bunları düşünmenin zamanı değil.' dedi kedi kendine. Yüzüne düşen bir perçem şaçını kulağının arkasına iteleyip 'Anlaştık!' diyip son bir kez gülümseyerek baktığı Damian'ın yüzünden başını çevirdiğinde kendini Alexis ile o gece ne giyecekleri hakkında konuşurken Starbucks'a giden yolun üzeridne buldu..

'Peki ya sen giyeceksin?' diye sordu Alexis. Talya'nın cevabı ' Kot pantolonum ve deri ceketim yeterli olur ya.' oldu. Nasılsa Damian az önce 'Be yourself, no matter what they say!' dememiş miydi ? Tamam işte. O da kendisi olacaktı.






25 Eylül 2013 Çarşamba

Mutluluğu Keşfediş

 
Hafifçe araladığı göz kapağını rahatsız eden güneş ışığının değil de telefonunun ışığı olduğunu anlayan Alexis kimin aradığına bakmak için eline aldığı telefonun ekranına baktığında tam 37 cevapsız çağrısı ve 29 yeni mesajı olduğunu gördü. WhatsApp, Facebook ve Instagram'ı direk es geçip 37 cevapsız çağrısına bakan Alexis 32 çağrının Ted'e 3 çağrının Talya'ya ve diğer iki çağrının en yakını olarak gördüğü Bridget'den olduğunu gördü. 'Aman tanrım !' dedi ve duraksadı. Elini hızlıca alnına doğru götürüp yüzüne düşen saçlarını geriye ittikten sonra hızlıca uyanmak için gözlerini uyuşturup bir önceki cümlesini daha yüksek bir desibelle tekrarladı. 'Aman tanrımmmm ! Nasıl Talya'yı orada öylece bırakıp gittim?' dedi ve gelen bütün yeni mesajları okumayı pas geçerek hemen Talya'nın bıraktığı kırmızı cevapsız amblemlerinden birinin üzerine tıkladı. Daha ilk çalışından telefonu cevaplayan Talya 'Alexis! Sonunda ! Sana bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştım. Dün akşamdan beri seni arıyorum. Çok fazla da arayıp rahatsız etmek istemedim gerçi. Ama seni cidden merak ettim. İyi misin ?' dedi tek nefeste. Yarı uykulu yarı uyanık bir sesle ' Ah! İyiyim. Yani sanırım' dedi Alexis ve Talya da ona 'Sanırım mı? Anlaşıldı. Sen henüz Ted fırtınasını atlatamamışsın. Bugün görüşek ister misin?' dedi. Bu kez biraz duraksayan Alexis Talya'ya 'Bilemiyorum. Aslına bakarsan bugün dışarıya çıkmak istediğime emin değilim.' diye cevap verdi. Bunun nedenini soran Talya'ya 'Sesim felaket. Gözlerim şiş ve içleri ağrıyor. Boğazımın ağrısını ve yorgun bedenimi saymama gerek var mı?' dedikten hemen sonra Talya 'Ben onu bunu bilmem. İyi olduğundan emin olmalıyım.' dedi ve Alexis 'O zaman bana gelmeye ne dersin?' dedi. Alexis bir kaç dakika düşündükten sonra 'Neden olmasın? Nasılsa bugün yapacak daha iyi bir planım yok.' dedi ve ekledi. 'Adresi mesaj olarak gönderebilir misin? Tam bir balık hafızalıyımda.' 'Tabi atarım. Saat on iki senin içinde uygunsa bekliyorum.' diye cevap veren Alexis'e Talya 'Saat on iki uygun. Görüşürüz Alexis!' dedikten sonra Alexis'in de 'Görüşürüz!'  cevabıyla telefonu ilk kapatan Talya oldu. Böylelikle buluşmadan önce geriye sadece üç saati kalıyordu. Yapması gerekenleri düşündü, eline kağıdını ve kağıdını alıp yapacaklarını not almaya başladı. Tam bir ikizler burcuydu ve kararlarını çok sık değiştiriyordu. Bu nedenle yapacaklarını hem unutmamak hem de değiştirmemek için yazmayı tercih ediyordu. Ayrıca bir şeyleri yaptıkça listesinden yaptığı şeylerin üzerini karalamak ona mutluluk vermiyor değildi doğrusu. Sırf bu yüzden araya kolay maddeler bile koyduğu oluyordu. Hevesle yapacaklarını maddelemeye başlayan Talya'nın listesi şöyleydi:

          3 SAATA SIĞDIRILACAKLAR

  1. Odanı toparla
  2.  Kahvaltı yap
  3.  Gardırop tertibi yap 
  4.  Bulaşıklarını yıka ( Bunu daha fazla erteleyemezsin!)
  5.  Giyin (Şık bir şeyler olmasına özen göster.)
   Tüm bunları yazarken aslında önemli bir şeyi atladığını listeyi tamamlamaya yakın olduğunda kafasına dank etmişti. Damian'a teşekkür etmeyi unutmuştu ! Ah! Hayır unutmamıştı. Aslında buna fırsat bulamamıştı ki. Dün ona bir teşekkür etme fırsatı vermeden jet hızıyla yanından yanından ayrılan o değil miydi? Olsun. Bu bir teşekkürü hak etmediği anlamına gelmezdi. Belki de ona, o çok meşhur ıslak kekinden yapıp götürebilirdi. Evet, evet ! Bu harika bir fikirdi. Hem onun geldiği yerde komşuluk ilişkilerine önem verilirdi. İçinden' Umarım burada da komşuluk ilişkilerine önem veriliyordur.' Diye içinden geçiren Talya kapıya doğru koştu hemen çantasını buldu ve içine küçük notlarını önemli bilgileri ve ara ara yemek tariflerini yazdığı not defterini eline geçirdiği gibi mutfağın yolunu tuttu. Önce radyo'yu açtı. En sevdiği Jazz şarkılarından birini duyduğu an 'Mükemmel!' deyip radyonun ayarlarıyla oynamayı bıraktı. Hemen önüne evinden getirdiği kelebek desenli mor,turuncu ve yeşil renklerden oluşan önlüğünü giydi. Evin içinde bulduğu mikserin içini açtı ve temiz, passız hatta henüz kullanılmamış olmasını görmesine rağmen, hemen bir sudan geçirdi. Çantasından çıkardığı tarifi hemen tezgahın üzerine dik bir şekilde bıraktı ve o an o ıslak keki yapmasını engelleyecek hiç bir şey yoktu. Listesinde yazanlar:

Malzemeler:
  • 3 Yumurta
  • 1 limon/portokal 
  • 1 paket soğuk süt (1 bardağı kekin içine girecek)
  • 1 bardak şeker
  • 1 paket kabartma tozu ve 1paket  vanilya
  • 1/2 bardak ayçiçek yağı
  • 1 paket rendelenmiş  hindistan cevizi
  • Aldığı kadar un 
    İşe yumurtaları mikserde çırpmakla başlayan Talya, limonunu sıkıp rendeleyip kekine güzel bir narenciye kokusu katmıştı bile. Süt, şeker ve yağ eklendikten sonra azar azar ununu ekleyip tüm malzemeleri iyice karıştığından emin olduğunda en son kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip hazırladığı karışımını önceden yağladığı tepsisinin içine döktü. Önceden ısıttığı yüzseksen derece olan fırınının içine kekini güzelce yerleştirdikten sonra göz açıp kapayıncaya dek bulaşıklarını da yıkamıştı bile.

   Odasını da toplayıp gardrobunu da tertipleyen Talya hızlı bir duşun ardından önceden seçtiği desenli pantolon üzerine t-short ve leopar desenli çantasıyla çok şık görünüyordu. Aksesuarlarla kombinini tamamladıktan sonra kekinin piştiğine işaret eden o mükemmel kokusu burnunun direğini kırmıştı. Fırından çıkan kekine soğuk sütü ve üzerine de hindistan cevizi ekeledikten hemen sonra düşündü ki bu kekten Alexis'e de götürmesi şarttı. Sonuçta bu bir iyileşme seansıydı. Annesinden gördüğü yöntemler onu asla şaşırtmamıştı. Ama kekin de bu seansa artık puanlar ekleyeceğinden adı gibi emindi. Soğuması için buzlukta beklettiği kekinin yarısını bulduğu bir kaba yerleştiren Alexis 'Evet ! Sanırım diğer yarısı Damian'a teşekkür için yeter. Yani, umarım.' diye içinden geçirdikten sonra çabucak evinden çıkıp, bir taksi çevirip Alexis'in evine vardığında saat on ikiyi beş geçiyordu. Çok da gecikmiş sayılmazdı. Gördüğü muhteşem manzara karşısında şaşkına dönen Talya'yı evin hizmetçileri kapıda karşılamıştı ve ağzı açık kalmış Talya'ya 'Hoşgeldiniz efendim. Bayan Alexis'de sizleri bekliyordu zaten.' dediler. 'Bu taraftan.' diye ekledi sarışın olan hizmetçi. Alexis'in odasına girdiğinde oda tam da Talya'nın beklediği şekildeydi. Temiz, ışıl ışıl ve zengindi. Odaya bu tanımı kullanmak ne kadar doğruydu bilemiyordu fakat o odanın daha farklı bir sıfatla tarif edilmesi imkansız gibiydi. Her yerden moda fışkırıyordu. Oda turkuaz rengindeydi ve krem, limon, açık mavi ve turuncu renkleri turkuazı izleyen diğer renklerdi. Alexis'in odası yaklaşık iki sene önce bir genç kız odasından bir genç bayan odasına dönmüştü. Oyuncak bebeklerin yerini küçük rahat  renkli yastıklar, müzik kutuları ve posterlerin yerlerini ise pahalı tablolar ve şık abajurlar almıştı. Odanın her yerinde aynalar vardı. Bu geniş olan odayı daha da geniş yapıyordu ve Talya o an gördüğü hemen her pencerenin güneş ışığı aldığına yemin edebilirdi. Kısa bir inceleyişten sonra Alexis Talya'nın yanına gidip sarıldı ve tüm sıcakkanlılığıyla 'Hoş geldin Talya. Nasılsın?' dedi. Talya da yüzüne yerleştirdiği güzel bir gülümsemeyle 'İyiyim Alexis. Dün olanlardan sonra seni merak ettim.' dedi. Alexis de ona gülümseyerek  'Göründüğü üzere pek de iyi sayılmam.' diye cevap verip Alexis'in elinde kabı işaret ederek 'O elindeki nedir?' diye sordu . Talya da ona 'Kesinlikle sana iyi geleceğini düşündüğüm bir şey.' dedi Talya ve ekledi 'Şimdi tek ihtiyacımız olan iki çatal!' Çok geçmeden Talya'nın muhteşem ıslak kekini dünün özetiyle birlikte yavaşça yiyen kızlar birlikte bir film izleyip kafalarını dağıttıktan hemen sonra Talya'nın gözü Alexis'in sık kullanılanlarında ekli olan moda bloğuna takıldı. Alexis'le beraber blogda yer alan yeni trendlere göz attıktan hemen sonra Talya  'Ne derler bilirsin. Biraz alışverişin çözemeyeceği şey yoktur.' diyerek Alexis'e göz kırptı ve hemen enerjisini toplayıp Alexis'i kolundan çekiştirmeye başladı. Talya'nın ısrarlarına dayanamayan Alexis 'Peki, tamam geliyorum. Ama bil ki bunu yalnızca senin için yapıyorum.' dedi. Talya ise Alexis'in ne söyleyeceğini dinlemeden 'Hayır Alexis! Bunu benim için değil kendin için yapmalısın. Daha fazla üzülmek yok! Hele o Ted ayısı için hiç üzülmek yok. Buna gerek de yok!.' dedi. Henüz bir dakika önce çok üzüntülü ve mutsuz olan Alexis bir anda kahkalara boğuldu. Şaşıran Talya 'Niye gülüyorsun sen?' diye sordu ve Alexis 'Ted ayısı mı?!Hahahahahhaahahaa! Gerçekten sizin orada sevgililerini aldatan erkeklere ayı mı diyorsunuz?' diye ceva verdi. Talya  ise buna 'Ayı, öküz, odun ve daha neler neler. Hepsini zamanla sana öğreteceğim Alexis'ciğim sen hiç merak etme.' diye cevap verdikten sonra göz kırptı ve ekledi 'Hadi ama geç kalıyoruuuuz! Biran önce hazırlan da çıkalım!' dedi.
   Çok geçmeden Alexis siyahlara bürünmüş bir şekilde hazırdı. 'Daha renksiz bir şeylerin yok muydu?' diye soran Talya'ya yandan bir bakış atan Alexis 'İstersen şansını fazla zorlama Talya.' dedi ve ekledi 'E hadi çıkmıyor muyuz?' Alexis'in özel şoförü ve limuzini kapıda hazırdı bile. Gidecekleri yere vardıklarında karşılarına çıkan tüm mağazalara girdiler. Bir kaç saat sonra elleri kolları alışveriş torbalarıyla dolan kızlar tam da bir sonraki mağazaya girecekken Talya Alexis'i durdurdu. Birileri gitarla en sevdiği şarkılardan biri olan Sting'in Englishman In New York şarkısını çalıyordu. Çalan kişi her kim ise bu şarkıyı çok da iyi çalıyordu ki kendine eşlik eden bir grup kalabalığı başına toplamıştı bile. Şakının etkisiyle zaten enerji dolu olan Talya bir anda daha da mutlu oldu. Hatta şarkıya eşlik etmeye başladı ve Alexis'e dönüp 'Bir kaç dakika yakından dinlememizin bir sakıncası var mı?' diye sordu. 'Elbette yok.' cevabını alan Talya müziğin de etkisiyle adımlarını hızlandırdı ve kendini müzisyenin yanında bulduğunda dudaklarından istemsizce  tek bir kelime çıktı. 'Damian?!' 




15 Eylül 2013 Pazar

Yeni Komşu

Damian'dan başkası değildi. Ted 'Ah Damian! Yine mi sen ?!' diye tepki verdikten sonra Damian'in cevabı 'Benden bu kadar çabuk sıkıldığını tahmin edememişim Ted.' oldu. Bu da Alexis'i aldattığın kadınlardan biri mi yoksa?' diye ekledi Damian. Ted 'Ah! Kesinlikle hayır! Dünyada son kadın kalsa dahi bu bayan çokbilmiş ile birlikte olmam!' deyince Talya gözleri parlayarak Ted'e dönüp 'Hey hey hey ! Her kim olursan ol benimle bu şekilde konuşamazsın.' diyerek cevap verdi. Damian bir şeyler söyleyecek gibi oldu ama Talya ona fırsat vermeden 'Ayrıca senin gibi biriyle birlikte olmaktansa ölürüm daha iyi!' dedi. Tam Ted bir şey söyleyecek gibi oldu ama Damian 'Bu kadar yeter! Ted eminim senin yapacak bir sürü işin vardır. Onları geciktirmeden gitmeye ne dersin?' Dedi. Ted'in cevabı çok gecikmedi 'İşte şimdi doğru bir laf söyledin.' ve Talya'ya gözlerini devirerek bakarak umarım bir kez daha görüşmeyiz!' dedikten sonra Damian ve Talya'nın yanından hışımla ayrıldı. Başbaşa kalan Damian ve Talya'nın arasındaki kısa sessizliği önce Damian bozdu ve 'Biraz tatsız bir tanışma oldu ama ben Damian. Hemen arkamda gördüğün dairede oturuyorum. ve sen ??' dedi ve Talya'nın gözlerine yüzüne güzel bir gülümse yerleştirip merak dolu bakışlarla çocuksu bir bakış attı. Aslında Talya'ya bakar bakmaz onun buraya ait olmadığını anlamıştı ama o kadar güzeldi ki onu sadece Ted'in diğer eğlencelerinden biri sandığı için kendi kendine hayıflanmıştı. Talya'nın cevabı çok gecikmedi. 'Ben de Talya. Eğer önümüzdeki günlerde taşınmayı düşünmüyorsan artık yeni komşunum.' dedi ve kocaman gülümsedi. Kısa ve kesik bir kahkaha atan Damian 'Ah ! Endişen boş yere Talya. Beni buralarda daha çok üzün süre göreceksin!' dedi ve 'Bu arada provaya çok geç kaldım, artık gitmem gerekiyor. Biraz daha gecikirsem bizim çocukların dilinden asla kurtulamayacağım dedi ve  kapının önünde duran siyah tişörtü'nü üzerine geçirip gri, üzerinde mükemmel işlemeleri olan gitar kutusunu da sırtına geçirip 'Sonra görüşürüz!' dedi ve asansörü kullanmak yerine koşar adımlarla merdivenlerden atlayarak Talya'nın yanından ayrıldı. Talya tek bir kelime bile edemeden Damian'ın akasından baka kaldı. Henüz onu Ted'den kurtardığı için teşekkür etme fırsatı bile bulamamıştı. Arkasını dönüp hızlıca kapısını kapatan Talya 'Vauff! Ne gün ama! Daha ilk günden bunları yaşadığına göre bakalım beni Manhattan'da daha neler bekliyor?' diye içinden geçirdikten sonra hemen telefonunu bulmak için evin içinde gezmeye başladı. Biran önce Alexis'i aramalıydı. Nereye gitmişti? Nasıldı? Daha da önemlisi şimdi ona ihtiyacı var mıydı? Bu sorularının cevabını Alexis telefonunu açar açmaz alacaktı.

3 Ağustos 2013 Cumartesi

'Kurtarıcı'

bir kaç blok ötede olan Talya ile sabah talan ettikleri alış veriş merkezinin adresini tarif etmişti. Taksiciye parasını verdikten sonra koşar adımlarla alış veriş merkezine  gitmiş ve çikolata reyonunun önüne gelince birden durmuştu. Kurtarıcısı olabileceğini düşündüğü bu endorfin salgılayan sınırsız çeşitteki çikolataları eline geçirdiği sepete öyle büyük bir hızla atıyordu ki, insanlar ortaya çıkan sesin ne olduğuna bakmak için bir anlığına ona bakmak istiyorlardı. Mükemmel vücudunu daha fazla korumacı davranmayacaktı. Mutlu olması gerekiyordu. Ve bunu kendine yeni elbiseler alarak değil,  kaliteli çikolatalarla yapmak istediğine karar verdiğinde sepeti ağzına kadar dolmuştu. Hem yeni elbiseler alsa da artık o elbiselerin içinde kime güzel görünmeye çalışacaktı ki? Kasaya geldiğinde sepeti ters çevirip çantasından jet hızıyla kredi kartını çıkardı, kasiyere uzattı ve 'Çabuk ol!' dercesine kasiyere ölümcül bakışlar fırlattı. Elinden gelenin en iyisini yapan kasiyer 3 dakika olmadan bir sepet çikolatayı kasadan geçirmiş hatta çağırdığı iki arkadaşı onları paketlemişti bile. Dışarıya çıkarken ağlamamak için kendini zor tutan Alexis'in ardından kasiyer 'Sırf zengin oldukları için her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar!' dedi hemen önündeki kasadaki arkadaşına.
     Çok geçmeden bir taksiyi durduran Alexis bu kez evinin yolunu ve hızlı olmasını söyledi. Eve geldiğinde artık ağlama krizine girmeye hazırdı. Elindeki torbaları odasına çıkarması için hizmetçiye vermeden kendisi taşıdı ve odasına girdi. Yatağının yanına torbalarını bıraktıktan sonra kendini aniden yatağının içine bıraktı. Anlayamıyordu. Kafasında bir sürü soru vardı. Nasıl en çok nefret ettiği insan aynı zamanda yanında en çok mutlu olduğu ve şu an ihtiyacı olan tek kişi olabilirdi ki ? Göz yaşları önce yanağını sonra da yastığını ıslatmaya başlamıştı. Onu düşündükçe ağlamasını engelleyemiyordu .Hıçkırmaya  başlamıştı. Kafasına yorganı geçirdikten sonra karnına çektiği  bacakların kollarıyla sarılıp uyumaya karar verdi. Kısa süreliğine de olsa her şeyi unutmak için, hissetmemek için, düşünmemek için uyumaya.
    O sırada Ted, Talya'ya dönüp 'Bunu neden yaptığı hakkında bir fikrin var mı? diye sordu. 'Bilmem. Belki de onu sandığından çok daha fazla incittiğin içip olabilir mi acaba?' diye cevap verdi Talya Ted'in sorusuna. Talya Alexis'i anlayamıyordu. Evet yakışıklı ve zengin olabilirdi ama karşısında duran bu kaba, düşüncesiz ve kendini beğenmiş adamın neyine aşık olmuştu ki? 'Bir daha buraya uğrayacak olursa beni arayabilir misiniz?' dedi Ted. Bu arada deyip elini cebine attı ve cüzdanından 100 dolarlık bir banknot ve kartvizitini Talya'ya uzattı. 'Tanrı aşkına! Tüm bu olanlardan sonra buraya gelirse seni arayacağımı nasıl düşünürsün?' diye çıkıştı Talya. ve 'Çıldırmış olmalısın!' diye ekledi. 'Hey! Sakin ol bayan. Biz zaten Alexis ile barışacağız sadece bunun daha hızlı olması için yardımınızı istemiştim.' diye kendisine cevap veren Ted'e Talya 'Ah! Üzgünüm ama bu dediğiniz asla mümkün olmayacak. Buraya ilk geldiğinde Alexis'in nasıl deliye döndüğünü ve üzüldüğünü gördüm. Bunun bir daha gerçekleşmemesi için elimden geleni ardıma koymayacağımdan emin olabilirsiniz Bay Crambel.' diye bağırdı Talya. Hem şaşırıp hem de sinirlenen Ted 'Bu kadar saçmalık yeter !  Kim olduğunu sanıyorsun sen? Karşında Ted Crambel var!' dedi Ted. Talya 'Sahi mi ? Ben şu an karşımda kendinden başka birini düşünmeyen bir züppeden başkasını göremiyorum!' dedi ve Tam Ted 'Ahh!' diye bağırıp Talya'ya vurmak üzere elini havaya kaldırmışken  'Bayanlara asla el kalkmaz. Bunu bilmiyor musunuz Bay Crambel?' deyip Ted'in elini yakalayan kişi...




21 Haziran 2013 Cuma

Şiddetli Karşılaşma

Talya gelen kimdi acaba diye düşünürken, Alexis'in kalbi hızla atmaya atmaya başladı. Talya'nın kapıyı açmasını beklemeden kapıya doğru koşarak  hızla Talya'nın önünden geçip kapıyı açtı. Gelen Ted Crambel'den başkası değildi. Ted kapıyı açanın kim olduğuna bile bakmadan konuşmaya başladı ve 'Bu saatte sizi rahatsız ettiğim için çok özür dilerim hanım efendi. Gelmeden önce uygun olup olmadığınızı öğrenmek için ev sahibinden numaranızı istedim fakat sebebini bile söylemeden bu isteğimi reddetti. Bir kaç eşyamı unutmuşum eğer uygunsanız almak için gelmiştim.' dedi. Cümlesini bitirdiğinde karşısındaki kadının nasıl biri olduğuna bakmak için kafasını telefonundan kaldırdığında Ted hayatının şokunu yaşamıştı.Gözleri ve ağzı şaşkınlıktan apaçık kalan Ted 'Alexis! Senin burada ne işin var?!' diye haykırdı. Alexis dondu ve hala daha ona nasıl bağırabildiğini düşünürken gözünden bir damla yaş aktı. Her zaman ki etkileyici ses tonu,umursamaz tavrı ve karşı konulmaz sandığı cürretkar davranışlarıyla ev sahibinden yeni kiracının bir kadın olduğunu öğrenip eşyalarını almaya yeni umutlarla gelmişti besbelli.  Alexis yavaşça arkasını döndü, hemen girişte asılı duran çantasını olduğu yerden alıp koluna astı. Telefonunu bulmak için krem rengi, kabarık, deri koltuklara hızlıca bir göz gezdirdi. Bıraktığı yerde duran telefonunu almak için uzanırken ne yapmaya çalıştığını anlamayan Talya ve Ted onu izliyorlardı. Telefonunu alıp hızlıca etrafında unuttuğu herhangi bir şey var mı diye bakındıktan sonra kapıya doğru yöneldi ve tek kelime etmeden Ted'in yüzüne yarı soğuk yarı iğrenir şekilde baktı. Ona bir şey söylemeye hazırlanan ağzı açık Ted'in yeni traş edilmiş, üzerinden losyon kokuları gelen, uzun ve üçgen bir çeneli yüzüne sert ve okkalı bir tokat patlattı ve yanından rüzgar gibi geçti. Hemen arkasından koşan Ted'in Alexis'e yetişmesi uzun sürmedi. 'Alexis, dur lütfen' dedi ama Alexis onu dinlemedi. Daha fazla dayanamayan Ted Alexis'i belinden tutup hışımla kendine çekti ve dudaklarına yapıştı. Ted'in kollarında adeta can çekişen Alexis onu itip 'Bırak Ted! Bu kez olmaz! Bu kez sondu! Artık beni geri kazanmak için başka şansın kalmadı. Anlıyor musun? Bitti!'. Ted kendini geriye çektiğinde gözlerine baktığı kızın artık farklı bir Alexis olduğunu anlamıştı. Her zaman bir mesaj ya da bir buket çiçekle kendini affettirdiği Alexis'e karşı kendinin en dayanılmaz silahı olan öpücüğünü kullanmış fakat bunun onda en ufak bir etki dahi etmediğini gördüğünde şaşkına dönmüştü. Bir hafta içinde Alexis'i bu kadar değiştiren şey ne olabilirdi ki ? Hem gözlerinde nefretle karışmış 'sevgiyi' gördüğünden de emindi. Ama bu kez bakışları farklıydı Alexis'in. Yediği haltı düzeltmek için anlaşılan bir öpücükten fazlası gerekecekti. Hızla düşünürken aynı zamanda konuşmaya çalışan ipek takım elbiseli ve yeni tıraş edilmiş saçlarıyla Ted Crambel'in ağzından her zaman gevelediği yalanlardan başka yeni ve inandırıcı bir şey çıkmadı. Alexis 'Lütfen artık arama Ted. İkimiz içinde en doğrusu bu olacak.' dedi ve asansörün gelmesini beklememek ve Ted'in yüzünü daha fazla görmemek için 'Elveda.'deyip arkasını dönüp hemen merdivenlerden inerek orada uzaklaşmaya çalıştı ve bu kez Ted'in onu durdurmaması için içinden defalarca 'Lütfen peşimden gelme. Tanrım lütfen peşimden gelmesin!' diye dua etti. Çünkü biliyordu ki bir kez daha gözlerine bakacak olsa oracıkta ölmeye bile razı olabilirdi. Ama ona geri dönmek belkide milyonlarca kez ölmekten beterdi. O yüzden kararını vermişti Alexis. Bir daha ne Ted Crambel ne de her hangi bir zaafı olacaktı. Oldukları yerden çıkarken kafası dik, fakat gözleri yaş doluydu. Arkasından gelmişse eğer kafasının dik olmasını görmesini isteyeceği Ted'in gözyaşlarını gözmemesi için elinin tersiyle gözyaşlarını temizlerken diğer eliyle bir taxiyi durdurmuştu bile. taksiye binerken tek istediği bir an önce oradan gitmekti. Nereye olursa. Bu yüzden gidecekleri adresi soran taksiciye evinin adresini yerine...

5 Mayıs 2013 Pazar

Baskın Basanındır

Tak tak tak tak ! Talya yatağın içinde alarmı çalan telefonunu aradı ama bulamadı. Telefonu bulmak için kendine gelmeye başladığında onu uyandıran sesin telefondan değil kapıyı kıracakmışcasına yumruklayan birinden geldiğini fark etti. Afalladı! Kimdi bu ? Ondan ne istiyordu? Şimdi ne yapacaktı? Beyni donup kalmıştı. Kapıya doğru hızlıca yürüyüp delikten bakmayı akıl edebildiğinde kapıda sinirden gözü dönmüş bir kız vardı. Gözü korkmuştu korkmasına ama kızın üstünde de öyle herkesin kolayca alabileceği cinsten kıyafetler yoktu. Yani kızın zengin olduğu belliydi. Belli ki kızın canı yanmıştı. Derdini öğrenmek için kapıyı açtığında kız hemen eve daldı ve 'Nerede o?' diye bağırdı. Talya'nın cevap vermesini beklemeden  'Nereye saklandı ?'  Talya kızın kimden bahsettiğini anlamaya çalışırken kız evin tüm odalarına dolaplara, masa altlarına tek tek bakmıştı. Sonunda aradığını bulamayınca Talya'ya dönüp. 'Ed nerede? Beni şimdi de seninle mi aldatıyor?' diye bağırdı. Talya da ona gayet sakin bir şekilde 'Üzgünüm ama ben Ted adında birini tanımıyorum, buraya yeni taşındım ve aradığınız kişi burada değil.' dedi. Kız önce inanmadı fakat evin yarısının boş olduğunu fark edince durumun gerçekliği karşında şoke olmuş bir biçimde bir anda yere çöküp ağlamaya başladı. Neye uğradığını şaşıran Talya hem endişeli hem de meraklı bir şekilde kıza 'Lütfen ağlama. Ted her kimse bunun için değmez. Gel böyle koltuğa otur ve sakinleş.' dedi. Kız Talya'nın bu sıcaklığına da şaşırarak biraz şaşkın biraz yorgun, fazlasıyla mutsuz ve bezgin bir şekilde Talya ile beraber koltuğa oturdu. 'Beni terk etti! İnanabiliyor musun? Beni hem aldattı hem de terk etti! ' diyebildi kız ve soluksuz bir şekilde ağlamaya başladı. Kızın bu üzgün ve çaresiz halinin karşısında hiç tanımadığı biri olmasına rağmen Talya kızda kendinde de olan tanıdık bir şey buldu. Aşk acısı. Bu yüzden henüz ismini bile bilmediği bu kıza bir anda samimiyet duymaya başladı. Kız bir sürü peçete harcayıp dakikalarca ağladıktan sonra nihayet konuşmak için ağlamayı bıraktı. Kız 'Çok ama çok üzgünüm. Amacım seni rahatsız etmek değildi. Ben Alexis. Sen taşınmadan önce burası erkek arkadaşımın eviydi. Yani eski erkek arkadaşımın. Aslında suçluyum ve bunu biliyorum. Beni defalarca aldatmasına rağmen, bütün o büyük kavgalarımıza rağmen onu hep ama hep affettim.' dedi. Talya 'Sevdiğin insanı kaybetmemek için savaşmak nedir iyi bilirim.' dedi. Kız 'Özür dilerim. Ne kadar da kabayım. İsmini sormayı unuttum.' dedi.  'Adım Talya. Bildiğin gibi buraya yeni taşındım. Manhattan'a üniversite için geldim.' dedi gülümseyerek Talya ve ekledi 'Daha fazla üzülme artık. Ne yaşandıysa yaşandı. Halen daha onu sevdiğini biliyorum ve unutmak zaman alacaktır. O yüzden sana onu hemen sil at diyemem. Desem bile silemezsin ki ! Ama şu kadarını diyebilirim seni aldattığına göre sana değer vermeyen birisiymiş. O yüzden artık ağlamayı bırak ve güçlü olmaya çalış.' Elinin tersi ile gözlerinden akan yaşları silen Alexis, ıslanan ellerini kurutmak için üzerine sildi ve sağ elini Talya'ya uzattı. 'Tanışma hikayemiz biraz tuhaf oldu ama ben, tanıştığımıza memnun oldum Talya.' dedi gözleri kıp kırmızı, yüzü şiş ve samimi bir şekilde gülümseyerek. 'Ben de memnun oldum.' dedi kocaman bir gülümsemeyle Talya. Hemen ardından 'Çay içer misin?' diye sordu. Ne de olsa misafirine bir çay bile ikram etmeden göndermek ayıp olurdu. Burnu tıkalı bir şekilde 'Bu harika olur.' diye cevap verdi Alexis. Oturduğu yerden hemen kalkan Talya mutfakta hiç bir şey olmadığını hatırlayıp Alexis'e döndü ve dedi ki 'Peki benimle mutfak alışverişi yapmaya ne dersin ?'. 'Bana uyar! Hem kafa dağıtmış olurum.' deyip gülümsedi Alexis. Bir kaç dakika sonra Talya kendini yaklaşık olarak bir saat önce tanıştığı, moda dergilerinden fırlamış gibi giyinen bir fıstıkla, mutfak alışverişi yapmak üzere sokakta dolanırken buldu. Bir Alexis'e bir de kendine ve bu evden ne kadar kısa sürede çıktığına pişman olmasına yetti. 'En azından makyaj yapabilirdin Talya!' diye dövündü. Sonra güneş gözlüklerini takıp 'Neyse ki tanıdık kimse yok.' deyip market aramaya devam etti. Alexis'in yardımıyla en yakın süper markete ulaştılar. İçeriye  girdiklerinde önce sepete büyük bir çay paketi atan Talya daha sonra çay reyonunun hemen yanında duran kahve reyonundan da en büyüğünden bir kavanoz Nescafe aldı. Daha sonra sebze ve meyve reyonundan kendine yetecek kadar sebze ve meyve aldıktan sonra temizlik malzemelerinin olduğu reyona geldi ve orasını olduğu gibi boşalttı. Aldıklarını ödeyip eve döndüklerinde Alexis 'Beni hammal olarak kullanacağını bilsem yemin ederim sabah sabah o kapıya asla dokunmazdım Talya.' dedi şakacı bir dil ile. Talya kahkahayla cevap verdiği Alexis'e 'Çayına kaç şeker alırsın?' diye sordu. Alexis ise Talya'yı 'Tatlım,ben şeker kullanmıyorum.' şeklinde cevapladı. 'Tahmin etmeliydim. Şu vücuduna bir baksana. Manken gibisin!' dedi Talya. 'Aslına bakarsan kısa bir dönem ünlü bir markanın fotoğraf çekimlerine katılmıştım. Sonrasında üniverstenin öncelikli geldiğine karar verdim. Ama okul biter bitmez çekimlere devam etmeyi planlıyorum.'  dedi Alexis. Bu sohbet süresinde Talya küçük bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı bile. Kahvaltı süresinde Talya, Alexisin kendini tanımasına izin verdi ve Alexis'i daha iyi tanımaya çalıştı. O da onun gibi varlıklı bir aileden geliyordu. Fakat Alexis hayatı boyunca dadılar tarafından büyütülüp, özel okullarda okutulan, üniversite hayatı sona erinde ise holding başına geçecek anlayacağınız gerçek hayatta pek rastlanmayan türden bir kızdı. Talya dayanamayıp sordu. 'Bu kadar zenginliğin içinde, ve de bu kadar kolay bir başkasını bulabilecekken neden sana değer vermeyen biriyle hayatına devam ettin?' Alexis hiç tereddüt etmeden 'Aşk bu Talya. İnsanın elinde mi ki?' dedi. Talya ise 'Ah ! Bilmez miyim?' diye cevap verdi. Bu tatlı sohbetle yapılan kahvaltı sonunda 'Eee, şimdi ne yapıyoruz?' deyip bir anda kendini Talya'nın planlarına dahil etmişti Alexis. Fakat Talya bundan hiç de şikayetçi olmamıştı. Şayet planlarında birine ihtiyacı olacaktı. Tek kelimeyle 'Temizlik!' diye bağırdı Talya. Düzen manyağı Talya az bile dayanmıştı. 'Ben daha önce hiç temizlik yapmadım ki.' diyen Alexis'e 'Demek ki öğrenmenin zamanı gelmiş!' deyip göz kırptı Talya. 'Temizlik reyonunda gözlerinden çıkan ışıktan anlamalıydım.' dedi Alexis ve Talyanın uzattığı bandana ve toz bezi ile 'İstersen salondaki eşyaların tozlarını almakla başla.' diyen Talya'nın halen daha şaka yapmasını diledi. Biraz bekledikten sonra Talya'nın ciddi olduğunu anladı ve oturma odasındaki masanın üzerini silmeye çabalarken, 'Bilseydim evdeki hizmetçilerden üniformalarını ödünç alırdım.' dedi  ve Biraz sonra 'Görev tamamlandı!'  demek için yan odaya girdiğinde eşofmanlarını çekmiş ve bandanasını takmış yerleri çitileyen Talya'yayla karşılaşıp 'Bu sen olamazsın.' deyip kahkahayı bastı. Hemen cebinden iphone 5'ini çıkarıp 'Bu anı ölümsüzleştirmeliyiz! ' dedi. Talya ise 'Hey ! Eğer o resim beğeni alacaksa içinde sen de olmalısın tatlım.' dedi. İki kız kendini kaybetmiş bir şekilde tıpkı bir kostüm partisindeymiş gibi defalarca kendi kendilerinin fotoğrafını çekerken birden bire kapı çaldı. Gelen ...