Starbucks'a girdiklerinde Talya çok mutluydu. Damian'ı görmüştü ve her ne kadar kendine bile itiraf etmekten korksa da mutluluğunun sebebi Damian'dı. Sahi bir erkek için heyecan duymayalı ne kadar olmuştu? Belki bir yıl belki bir yıldan da fazla. Ama Talya bunun sebebini kendinde bulmuyordu. Son ilişkisi çok acı bir şekilde son bulmasaydı belki birileri için heyecan duymak bu kadar meşakkatli olmazdı.Ondan yaşça çokta büyük olmayan, zeki, yakışıklı bir adamın onu bu denli çok üzeceğini nereden bilebilirdi ki?
Daldığı hayallerden Alexis'i Caramel Macchiato'sunu çoktan sipariş veren Alexis 'Sen ne içiyorsun diyerek?' uyandırdı. 'Ben de bir filtre kahve alayım.' dedi Alexis o mükemmel gülümsemesini ekleyerek. Bir kaç dakika sonra Manhattan'ın en işlek caddelerinin önünde kahvelerini yudumlamaya başlayan iki genç kızın akılları bir kaç saat sonra gidecekleri bardaydı. Alexis için fazla heycan verici olmasa da bu gece geçireceği vakitin her zaman alışmış olduğu diskolarda harcanmayacağı için şükrediyordu. Diskoları sevmemesine rağmen Ted'i kaybetmemek için onun bugüne kadar her istediğine evet demişti ve ne yazık ki diskolar da evet listesine dahildi. Sonunda gerçekten onu önemseyen, onu merak eden birileriyle çok ama çok şık olmaya özen göstermesi gerekmeyen bir yere gideceği içinden bir yerde huzuru bulduğunu hissetti ve bu his dudaklarının kıvrılıp gülümsemesini beraberinde getirdi.
Alexis, sıcak kahvesinden hızlı yudumlar alan Talya'ya bakıp 'Heeey! Yavaş ol Talya. Mideni yakmak istemiyorsan kahveni biraz sohbet eşliğinde yudumlamalıyız.' dedi. Hemen ardından 'Ama Alexis bir an önce bu geceye hazırlanmaya başlamalıyız. Ne giyeceğimi biliyor olmam asla hızlı hazırlanamayacağım gerçeğini değiştirmiyor.' diye söylendi. Merakla Talya'nın gözlerine bakan Alexis ' Yoksa birileri Damian'dan fena halde hoşlanıyor mu?' diye sordu. Alexis'in bu sorusuna 'Hayır. Bunu da nerden çıkardın Alexis?' derken bile Talya yanaklarının fena halde kızardığını hissediyordu. 'Hadi ama! Beni kandırmaya çalışmaya kalkışma. Ona nasıl baktığını gördüm.' dedi Alexis. Kalbinin yavaştan hızlanmaya başladığını hisseden Talya 'Nasıl bakıyordum ki?' dedi biraz heyecanlı ve de biraz tedirgin bir ses tonuyla. 'Onun sana baktığı gibi.' dedi Alexis. Zaten yanakları kızaran Talya tamamen kırmızı kesilmişti. Talya'Olamaz. Yoksa o da benden hoşlanmış olabilir miydi? Hadi ama Talya. Onun senden hoşlanmış olabileceğini nasıl düşünürsün. Kendine bir bak.' diye düşünürken, Alexis 'Ne düşünüyorsun? Neden yüzün birden asıldı?' diye sordu. 'Kendimizi kandırmayalım Alexis. Tamam Damian çok hoş, çok tatlı ve de yakışıklı biri ama sence benden hoşlanmasına imkan var mı? hiç sanmıyorum.' dedi Talya Alexis'in cevabını beklemeden. Hemen ardından afallamış bir şekilde Alexis 'Şaka yapıyor olmalısın. Talya bana tüm gün boyunca kendime hayatın devam ettiği ve kendime güvenmem gerektiği hakkında neredeyse kitap yazmama yetecek kadar çok nutuk çekmedin mi ? Sanki karşımdaki güçlü kadın gitti yerine kendine güvensiz ürkek bir genç kız geldi. Seni beğenmeyebilir hatta onun tipi bile olmayabilirsin. Belki cinsel tercihi farklıdır. Gerçi o bakışlardan sonra bu tercihi elemekte fayda var.' dedi hızlı şekilde göz kırptı. ve ekledi 'Ama unutmamalısın ki karşındakinin seni beğenmemesi için milyon tane sebebi olabilir ama senin kendini beğenmemen için bir tane bile sebebin olmamalı.' Talya'nın yüzünde kocaman bir gülümseme yayılırken 'İşte böyle bayan Talya!' dedi ve iki kız da aynı anda kahkahayı patlattı. Tüm dikkatleri birkaç saniyeliğine üstlerine çektikten sonra kızlar aynı anda masadan kalkıp Talya'nın evin yolunu tuttular. Önce Talya'nın hazırlanması için bir kaç eşya alıp oradan Alexis'e geçecektiler. Çok yürümeden caddenin sonuna geldiklerinde onları alması için gelen Jaguar marka limuzinin onlar için hazır bekliyordu.
19 Haziran 2014 Perşembe
23 Ocak 2014 Perşembe
Kendin ol ! Başkalarının ne dediği önemli değil...

(Yazının partneri : http://www.youtube.com/watch?v=d27gTrPPAyk)
Karşısında o sevdiği şarkıyı gerçekten hakkını vererek, içten ve tüm ruhunu gitarıyla bütünleştirip çalan biri vardı ve bu kişi karşı komşusuydu. Birden nedenini bilmediği bir neşeyle kaplanan Talya'nın elleri ritm tutarken ağzından şarkının sözleri yine aynı neşeyle dökülüyordu. 'Be yourself, no matter what they say..'
'Peki ya sen giyeceksin?' diye sordu Alexis. Talya'nın cevabı ' Kot pantolonum ve deri ceketim yeterli olur ya.' oldu. Nasılsa Damian az önce 'Be yourself, no matter what they say!' dememiş miydi ? Tamam işte. O da kendisi olacaktı.
25 Eylül 2013 Çarşamba
Mutluluğu Keşfediş
Hafifçe araladığı göz kapağını rahatsız eden güneş ışığının değil de telefonunun ışığı olduğunu anlayan Alexis kimin aradığına bakmak için eline aldığı telefonun ekranına baktığında tam 37 cevapsız çağrısı ve 29 yeni mesajı olduğunu gördü. WhatsApp, Facebook ve Instagram'ı direk es geçip 37 cevapsız çağrısına bakan Alexis 32 çağrının Ted'e 3 çağrının Talya'ya ve diğer iki çağrının en yakını olarak gördüğü Bridget'den olduğunu gördü. 'Aman tanrım !' dedi ve duraksadı. Elini hızlıca alnına doğru götürüp yüzüne düşen saçlarını geriye ittikten sonra hızlıca uyanmak için gözlerini uyuşturup bir önceki cümlesini daha yüksek bir desibelle tekrarladı. 'Aman tanrımmmm ! Nasıl Talya'yı orada öylece bırakıp gittim?' dedi ve gelen bütün yeni mesajları okumayı pas geçerek hemen Talya'nın bıraktığı kırmızı cevapsız amblemlerinden birinin üzerine tıkladı. Daha ilk çalışından telefonu cevaplayan Talya 'Alexis! Sonunda ! Sana bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştım. Dün akşamdan beri seni arıyorum. Çok fazla da arayıp rahatsız etmek istemedim gerçi. Ama seni cidden merak ettim. İyi misin ?' dedi tek nefeste. Yarı uykulu yarı uyanık bir sesle ' Ah! İyiyim. Yani sanırım' dedi Alexis ve Talya da ona 'Sanırım mı? Anlaşıldı. Sen henüz Ted fırtınasını atlatamamışsın. Bugün görüşek ister misin?' dedi. Bu kez biraz duraksayan Alexis Talya'ya 'Bilemiyorum. Aslına bakarsan bugün dışarıya çıkmak istediğime emin değilim.' diye cevap verdi. Bunun nedenini soran Talya'ya 'Sesim felaket. Gözlerim şiş ve içleri ağrıyor. Boğazımın ağrısını ve yorgun bedenimi saymama gerek var mı?' dedikten hemen sonra Talya 'Ben onu bunu bilmem. İyi olduğundan emin olmalıyım.' dedi ve Alexis 'O zaman bana gelmeye ne dersin?' dedi. Alexis bir kaç dakika düşündükten sonra 'Neden olmasın? Nasılsa bugün yapacak daha iyi bir planım yok.' dedi ve ekledi. 'Adresi mesaj olarak gönderebilir misin? Tam bir balık hafızalıyımda.' 'Tabi atarım. Saat on iki senin içinde uygunsa bekliyorum.' diye cevap veren Alexis'e Talya 'Saat on iki uygun. Görüşürüz Alexis!' dedikten sonra Alexis'in de 'Görüşürüz!' cevabıyla telefonu ilk kapatan Talya oldu. Böylelikle buluşmadan önce geriye sadece üç saati kalıyordu. Yapması gerekenleri düşündü, eline kağıdını ve kağıdını alıp yapacaklarını not almaya başladı. Tam bir ikizler burcuydu ve kararlarını çok sık değiştiriyordu. Bu nedenle yapacaklarını hem unutmamak hem de değiştirmemek için yazmayı tercih ediyordu. Ayrıca bir şeyleri yaptıkça listesinden yaptığı şeylerin üzerini karalamak ona mutluluk vermiyor değildi doğrusu. Sırf bu yüzden araya kolay maddeler bile koyduğu oluyordu. Hevesle yapacaklarını maddelemeye başlayan Talya'nın listesi şöyleydi:
3 SAATA SIĞDIRILACAKLAR
- Odanı toparla
- Kahvaltı yap
- Gardırop tertibi yap
- Bulaşıklarını yıka ( Bunu daha fazla erteleyemezsin!)
- Giyin (Şık bir şeyler olmasına özen göster.)
Malzemeler:
- 3 Yumurta
- 1 limon/portokal
- 1 paket soğuk süt (1 bardağı kekin içine girecek)
- 1 bardak şeker
- 1 paket kabartma tozu ve 1paket vanilya
- 1/2 bardak ayçiçek yağı
- 1 paket rendelenmiş hindistan cevizi
- Aldığı kadar un
Odasını da toplayıp gardrobunu da tertipleyen Talya hızlı bir duşun ardından önceden seçtiği desenli pantolon üzerine t-short ve leopar desenli çantasıyla çok şık görünüyordu. Aksesuarlarla kombinini tamamladıktan sonra kekinin piştiğine işaret eden o mükemmel kokusu burnunun direğini kırmıştı. Fırından çıkan kekine soğuk sütü ve üzerine de hindistan cevizi ekeledikten hemen sonra düşündü ki bu kekten Alexis'e de götürmesi şarttı. Sonuçta bu bir iyileşme seansıydı. Annesinden gördüğü yöntemler onu asla şaşırtmamıştı. Ama kekin de bu seansa artık puanlar ekleyeceğinden adı gibi emindi. Soğuması için buzlukta beklettiği kekinin yarısını bulduğu bir kaba yerleştiren Alexis 'Evet ! Sanırım diğer yarısı Damian'a teşekkür için yeter. Yani, umarım.' diye içinden geçirdikten sonra çabucak evinden çıkıp, bir taksi çevirip Alexis'in evine vardığında saat on ikiyi beş geçiyordu. Çok da gecikmiş sayılmazdı. Gördüğü muhteşem manzara karşısında şaşkına dönen Talya'yı evin hizmetçileri kapıda karşılamıştı ve ağzı açık kalmış Talya'ya 'Hoşgeldiniz efendim. Bayan Alexis'de sizleri bekliyordu zaten.' dediler. 'Bu taraftan.' diye ekledi sarışın olan hizmetçi. Alexis'in odasına girdiğinde oda tam da Talya'nın beklediği şekildeydi. Temiz, ışıl ışıl ve zengindi. Odaya bu tanımı kullanmak ne kadar doğruydu bilemiyordu fakat o odanın daha farklı bir sıfatla tarif edilmesi imkansız gibiydi. Her yerden moda fışkırıyordu. Oda turkuaz rengindeydi ve krem, limon, açık mavi ve turuncu renkleri turkuazı izleyen diğer renklerdi. Alexis'in odası yaklaşık iki sene önce bir genç kız odasından bir genç bayan odasına dönmüştü. Oyuncak bebeklerin yerini küçük rahat renkli yastıklar, müzik kutuları ve posterlerin yerlerini ise pahalı tablolar ve şık abajurlar almıştı. Odanın her yerinde aynalar vardı. Bu geniş olan odayı daha da geniş yapıyordu ve Talya o an gördüğü hemen her pencerenin güneş ışığı aldığına yemin edebilirdi. Kısa bir inceleyişten sonra Alexis Talya'nın yanına gidip sarıldı ve tüm sıcakkanlılığıyla 'Hoş geldin Talya. Nasılsın?' dedi. Talya da yüzüne yerleştirdiği güzel bir gülümsemeyle 'İyiyim Alexis. Dün olanlardan sonra seni merak ettim.' dedi. Alexis de ona gülümseyerek 'Göründüğü üzere pek de iyi sayılmam.' diye cevap verip Alexis'in elinde kabı işaret ederek 'O elindeki nedir?' diye sordu . Talya da ona 'Kesinlikle sana iyi geleceğini düşündüğüm bir şey.' dedi Talya ve ekledi 'Şimdi tek ihtiyacımız olan iki çatal!' Çok geçmeden Talya'nın muhteşem ıslak kekini dünün özetiyle birlikte yavaşça yiyen kızlar birlikte bir film izleyip kafalarını dağıttıktan hemen sonra Talya'nın gözü Alexis'in sık kullanılanlarında ekli olan moda bloğuna takıldı. Alexis'le beraber blogda yer alan yeni trendlere göz attıktan hemen sonra Talya 'Ne derler bilirsin. Biraz alışverişin çözemeyeceği şey yoktur.' diyerek Alexis'e göz kırptı ve hemen enerjisini toplayıp Alexis'i kolundan çekiştirmeye başladı. Talya'nın ısrarlarına dayanamayan Alexis 'Peki, tamam geliyorum. Ama bil ki bunu yalnızca senin için yapıyorum.' dedi. Talya ise Alexis'in ne söyleyeceğini dinlemeden 'Hayır Alexis! Bunu benim için değil kendin için yapmalısın. Daha fazla üzülmek yok! Hele o Ted ayısı için hiç üzülmek yok. Buna gerek de yok!.' dedi. Henüz bir dakika önce çok üzüntülü ve mutsuz olan Alexis bir anda kahkalara boğuldu. Şaşıran Talya 'Niye gülüyorsun sen?' diye sordu ve Alexis 'Ted ayısı mı?!Hahahahahhaahahaa! Gerçekten sizin orada sevgililerini aldatan erkeklere ayı mı diyorsunuz?' diye ceva verdi. Talya ise buna 'Ayı, öküz, odun ve daha neler neler. Hepsini zamanla sana öğreteceğim Alexis'ciğim sen hiç merak etme.' diye cevap verdikten sonra göz kırptı ve ekledi 'Hadi ama geç kalıyoruuuuz! Biran önce hazırlan da çıkalım!' dedi.
Çok geçmeden Alexis siyahlara bürünmüş bir şekilde hazırdı. 'Daha renksiz bir şeylerin yok muydu?' diye soran Talya'ya yandan bir bakış atan Alexis 'İstersen şansını fazla zorlama Talya.' dedi ve ekledi 'E hadi çıkmıyor muyuz?' Alexis'in özel şoförü ve limuzini kapıda hazırdı bile. Gidecekleri yere vardıklarında karşılarına çıkan tüm mağazalara girdiler. Bir kaç saat sonra elleri kolları alışveriş torbalarıyla dolan kızlar tam da bir sonraki mağazaya girecekken Talya Alexis'i durdurdu. Birileri gitarla en sevdiği şarkılardan biri olan Sting'in Englishman In New York şarkısını çalıyordu. Çalan kişi her kim ise bu şarkıyı çok da iyi çalıyordu ki kendine eşlik eden bir grup kalabalığı başına toplamıştı bile. Şakının etkisiyle zaten enerji dolu olan Talya bir anda daha da mutlu oldu. Hatta şarkıya eşlik etmeye başladı ve Alexis'e dönüp 'Bir kaç dakika yakından dinlememizin bir sakıncası var mı?' diye sordu. 'Elbette yok.' cevabını alan Talya müziğin de etkisiyle adımlarını hızlandırdı ve kendini müzisyenin yanında bulduğunda dudaklarından istemsizce tek bir kelime çıktı. 'Damian?!'
Çok geçmeden Alexis siyahlara bürünmüş bir şekilde hazırdı. 'Daha renksiz bir şeylerin yok muydu?' diye soran Talya'ya yandan bir bakış atan Alexis 'İstersen şansını fazla zorlama Talya.' dedi ve ekledi 'E hadi çıkmıyor muyuz?' Alexis'in özel şoförü ve limuzini kapıda hazırdı bile. Gidecekleri yere vardıklarında karşılarına çıkan tüm mağazalara girdiler. Bir kaç saat sonra elleri kolları alışveriş torbalarıyla dolan kızlar tam da bir sonraki mağazaya girecekken Talya Alexis'i durdurdu. Birileri gitarla en sevdiği şarkılardan biri olan Sting'in Englishman In New York şarkısını çalıyordu. Çalan kişi her kim ise bu şarkıyı çok da iyi çalıyordu ki kendine eşlik eden bir grup kalabalığı başına toplamıştı bile. Şakının etkisiyle zaten enerji dolu olan Talya bir anda daha da mutlu oldu. Hatta şarkıya eşlik etmeye başladı ve Alexis'e dönüp 'Bir kaç dakika yakından dinlememizin bir sakıncası var mı?' diye sordu. 'Elbette yok.' cevabını alan Talya müziğin de etkisiyle adımlarını hızlandırdı ve kendini müzisyenin yanında bulduğunda dudaklarından istemsizce tek bir kelime çıktı. 'Damian?!'
15 Eylül 2013 Pazar
Yeni Komşu
Damian'dan başkası değildi. Ted 'Ah Damian! Yine mi sen ?!' diye tepki verdikten sonra Damian'in cevabı 'Benden bu kadar çabuk sıkıldığını tahmin edememişim Ted.' oldu. Bu da Alexis'i aldattığın kadınlardan biri mi yoksa?' diye ekledi Damian. Ted 'Ah! Kesinlikle hayır! Dünyada son kadın kalsa dahi bu bayan çokbilmiş ile birlikte olmam!' deyince Talya gözleri parlayarak Ted'e dönüp 'Hey hey hey ! Her kim olursan ol benimle bu şekilde konuşamazsın.' diyerek cevap verdi. Damian bir şeyler söyleyecek gibi oldu ama Talya ona fırsat vermeden 'Ayrıca senin gibi biriyle birlikte olmaktansa ölürüm daha iyi!' dedi. Tam Ted bir şey söyleyecek gibi oldu ama Damian 'Bu kadar yeter! Ted eminim senin yapacak bir sürü işin vardır. Onları geciktirmeden gitmeye ne dersin?' Dedi. Ted'in cevabı çok gecikmedi 'İşte şimdi doğru bir laf söyledin.' ve Talya'ya gözlerini devirerek bakarak umarım bir kez daha görüşmeyiz!' dedikten sonra Damian ve Talya'nın yanından hışımla ayrıldı. Başbaşa kalan Damian ve Talya'nın arasındaki kısa sessizliği önce Damian bozdu ve 'Biraz tatsız bir tanışma oldu ama ben Damian. Hemen arkamda gördüğün dairede oturuyorum. ve sen ??' dedi ve Talya'nın gözlerine yüzüne güzel bir gülümse yerleştirip merak dolu bakışlarla çocuksu bir bakış attı. Aslında Talya'ya bakar bakmaz onun buraya ait olmadığını anlamıştı ama o kadar güzeldi ki onu sadece Ted'in diğer eğlencelerinden biri sandığı için kendi kendine hayıflanmıştı. Talya'nın cevabı çok gecikmedi. 'Ben de Talya. Eğer önümüzdeki günlerde taşınmayı düşünmüyorsan artık yeni komşunum.' dedi ve kocaman gülümsedi. Kısa ve kesik bir kahkaha atan Damian 'Ah ! Endişen boş yere Talya. Beni buralarda daha çok üzün süre göreceksin!' dedi ve 'Bu arada provaya çok geç kaldım, artık gitmem gerekiyor. Biraz daha gecikirsem bizim çocukların dilinden asla kurtulamayacağım dedi ve kapının önünde duran siyah tişörtü'nü üzerine geçirip gri, üzerinde mükemmel işlemeleri olan gitar kutusunu da sırtına geçirip 'Sonra görüşürüz!' dedi ve asansörü kullanmak yerine koşar adımlarla merdivenlerden atlayarak Talya'nın yanından ayrıldı. Talya tek bir kelime bile edemeden Damian'ın akasından baka kaldı. Henüz onu Ted'den kurtardığı için teşekkür etme fırsatı bile bulamamıştı. Arkasını dönüp hızlıca kapısını kapatan Talya 'Vauff! Ne gün ama! Daha ilk günden bunları yaşadığına göre bakalım beni Manhattan'da daha neler bekliyor?' diye içinden geçirdikten sonra hemen telefonunu bulmak için evin içinde gezmeye başladı. Biran önce Alexis'i aramalıydı. Nereye gitmişti? Nasıldı? Daha da önemlisi şimdi ona ihtiyacı var mıydı? Bu sorularının cevabını Alexis telefonunu açar açmaz alacaktı.
3 Ağustos 2013 Cumartesi
'Kurtarıcı'
bir kaç blok ötede olan Talya ile sabah talan ettikleri alış veriş merkezinin adresini tarif etmişti. Taksiciye parasını verdikten sonra koşar adımlarla alış veriş merkezine gitmiş ve çikolata reyonunun önüne gelince birden durmuştu. Kurtarıcısı olabileceğini düşündüğü bu endorfin salgılayan sınırsız çeşitteki çikolataları eline geçirdiği sepete öyle büyük bir hızla atıyordu ki, insanlar ortaya çıkan sesin ne olduğuna bakmak için bir anlığına ona bakmak istiyorlardı. Mükemmel vücudunu daha fazla korumacı davranmayacaktı. Mutlu olması gerekiyordu. Ve bunu kendine yeni elbiseler alarak değil, kaliteli çikolatalarla yapmak istediğine karar verdiğinde sepeti ağzına kadar dolmuştu. Hem yeni elbiseler alsa da artık o elbiselerin içinde kime güzel görünmeye çalışacaktı ki? Kasaya geldiğinde sepeti ters çevirip çantasından jet hızıyla kredi kartını çıkardı, kasiyere uzattı ve 'Çabuk ol!' dercesine kasiyere ölümcül bakışlar fırlattı. Elinden gelenin en iyisini yapan kasiyer 3 dakika olmadan bir sepet çikolatayı kasadan geçirmiş hatta çağırdığı iki arkadaşı onları paketlemişti bile. Dışarıya çıkarken ağlamamak için kendini zor tutan Alexis'in ardından kasiyer 'Sırf zengin oldukları için her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar!' dedi hemen önündeki kasadaki arkadaşına.
Çok geçmeden bir taksiyi durduran Alexis bu kez evinin yolunu ve hızlı olmasını söyledi. Eve geldiğinde artık ağlama krizine girmeye hazırdı. Elindeki torbaları odasına çıkarması için hizmetçiye vermeden kendisi taşıdı ve odasına girdi. Yatağının yanına torbalarını bıraktıktan sonra kendini aniden yatağının içine bıraktı. Anlayamıyordu. Kafasında bir sürü soru vardı. Nasıl en çok nefret ettiği insan aynı zamanda yanında en çok mutlu olduğu ve şu an ihtiyacı olan tek kişi olabilirdi ki ? Göz yaşları önce yanağını sonra da yastığını ıslatmaya başlamıştı. Onu düşündükçe ağlamasını engelleyemiyordu .Hıçkırmaya başlamıştı. Kafasına yorganı geçirdikten sonra karnına çektiği bacakların kollarıyla sarılıp uyumaya karar verdi. Kısa süreliğine de olsa her şeyi unutmak için, hissetmemek için, düşünmemek için uyumaya.
O sırada Ted, Talya'ya dönüp 'Bunu neden yaptığı hakkında bir fikrin var mı? diye sordu. 'Bilmem. Belki de onu sandığından çok daha fazla incittiğin içip olabilir mi acaba?' diye cevap verdi Talya Ted'in sorusuna. Talya Alexis'i anlayamıyordu. Evet yakışıklı ve zengin olabilirdi ama karşısında duran bu kaba, düşüncesiz ve kendini beğenmiş adamın neyine aşık olmuştu ki? 'Bir daha buraya uğrayacak olursa beni arayabilir misiniz?' dedi Ted. Bu arada deyip elini cebine attı ve cüzdanından 100 dolarlık bir banknot ve kartvizitini Talya'ya uzattı. 'Tanrı aşkına! Tüm bu olanlardan sonra buraya gelirse seni arayacağımı nasıl düşünürsün?' diye çıkıştı Talya. ve 'Çıldırmış olmalısın!' diye ekledi. 'Hey! Sakin ol bayan. Biz zaten Alexis ile barışacağız sadece bunun daha hızlı olması için yardımınızı istemiştim.' diye kendisine cevap veren Ted'e Talya 'Ah! Üzgünüm ama bu dediğiniz asla mümkün olmayacak. Buraya ilk geldiğinde Alexis'in nasıl deliye döndüğünü ve üzüldüğünü gördüm. Bunun bir daha gerçekleşmemesi için elimden geleni ardıma koymayacağımdan emin olabilirsiniz Bay Crambel.' diye bağırdı Talya. Hem şaşırıp hem de sinirlenen Ted 'Bu kadar saçmalık yeter ! Kim olduğunu sanıyorsun sen? Karşında Ted Crambel var!' dedi Ted. Talya 'Sahi mi ? Ben şu an karşımda kendinden başka birini düşünmeyen bir züppeden başkasını göremiyorum!' dedi ve Tam Ted 'Ahh!' diye bağırıp Talya'ya vurmak üzere elini havaya kaldırmışken 'Bayanlara asla el kalkmaz. Bunu bilmiyor musunuz Bay Crambel?' deyip Ted'in elini yakalayan kişi...
Çok geçmeden bir taksiyi durduran Alexis bu kez evinin yolunu ve hızlı olmasını söyledi. Eve geldiğinde artık ağlama krizine girmeye hazırdı. Elindeki torbaları odasına çıkarması için hizmetçiye vermeden kendisi taşıdı ve odasına girdi. Yatağının yanına torbalarını bıraktıktan sonra kendini aniden yatağının içine bıraktı. Anlayamıyordu. Kafasında bir sürü soru vardı. Nasıl en çok nefret ettiği insan aynı zamanda yanında en çok mutlu olduğu ve şu an ihtiyacı olan tek kişi olabilirdi ki ? Göz yaşları önce yanağını sonra da yastığını ıslatmaya başlamıştı. Onu düşündükçe ağlamasını engelleyemiyordu .Hıçkırmaya başlamıştı. Kafasına yorganı geçirdikten sonra karnına çektiği bacakların kollarıyla sarılıp uyumaya karar verdi. Kısa süreliğine de olsa her şeyi unutmak için, hissetmemek için, düşünmemek için uyumaya.
O sırada Ted, Talya'ya dönüp 'Bunu neden yaptığı hakkında bir fikrin var mı? diye sordu. 'Bilmem. Belki de onu sandığından çok daha fazla incittiğin içip olabilir mi acaba?' diye cevap verdi Talya Ted'in sorusuna. Talya Alexis'i anlayamıyordu. Evet yakışıklı ve zengin olabilirdi ama karşısında duran bu kaba, düşüncesiz ve kendini beğenmiş adamın neyine aşık olmuştu ki? 'Bir daha buraya uğrayacak olursa beni arayabilir misiniz?' dedi Ted. Bu arada deyip elini cebine attı ve cüzdanından 100 dolarlık bir banknot ve kartvizitini Talya'ya uzattı. 'Tanrı aşkına! Tüm bu olanlardan sonra buraya gelirse seni arayacağımı nasıl düşünürsün?' diye çıkıştı Talya. ve 'Çıldırmış olmalısın!' diye ekledi. 'Hey! Sakin ol bayan. Biz zaten Alexis ile barışacağız sadece bunun daha hızlı olması için yardımınızı istemiştim.' diye kendisine cevap veren Ted'e Talya 'Ah! Üzgünüm ama bu dediğiniz asla mümkün olmayacak. Buraya ilk geldiğinde Alexis'in nasıl deliye döndüğünü ve üzüldüğünü gördüm. Bunun bir daha gerçekleşmemesi için elimden geleni ardıma koymayacağımdan emin olabilirsiniz Bay Crambel.' diye bağırdı Talya. Hem şaşırıp hem de sinirlenen Ted 'Bu kadar saçmalık yeter ! Kim olduğunu sanıyorsun sen? Karşında Ted Crambel var!' dedi Ted. Talya 'Sahi mi ? Ben şu an karşımda kendinden başka birini düşünmeyen bir züppeden başkasını göremiyorum!' dedi ve Tam Ted 'Ahh!' diye bağırıp Talya'ya vurmak üzere elini havaya kaldırmışken 'Bayanlara asla el kalkmaz. Bunu bilmiyor musunuz Bay Crambel?' deyip Ted'in elini yakalayan kişi...
21 Haziran 2013 Cuma
Şiddetli Karşılaşma
Talya gelen kimdi acaba diye düşünürken, Alexis'in kalbi hızla atmaya atmaya başladı. Talya'nın kapıyı açmasını beklemeden kapıya doğru koşarak hızla Talya'nın önünden geçip kapıyı açtı. Gelen Ted Crambel'den başkası değildi. Ted kapıyı açanın kim olduğuna bile bakmadan konuşmaya başladı ve 'Bu saatte sizi rahatsız ettiğim için çok özür dilerim hanım efendi. Gelmeden önce uygun olup olmadığınızı öğrenmek için ev sahibinden numaranızı istedim fakat sebebini bile söylemeden bu isteğimi reddetti. Bir kaç eşyamı unutmuşum eğer uygunsanız almak için gelmiştim.' dedi. Cümlesini bitirdiğinde karşısındaki kadının nasıl biri olduğuna bakmak için kafasını telefonundan kaldırdığında Ted hayatının şokunu yaşamıştı.Gözleri ve ağzı şaşkınlıktan apaçık kalan Ted 'Alexis! Senin burada ne işin var?!' diye haykırdı. Alexis dondu ve hala daha ona nasıl bağırabildiğini düşünürken gözünden bir damla yaş aktı. Her zaman ki etkileyici ses tonu,umursamaz tavrı ve karşı konulmaz sandığı cürretkar davranışlarıyla ev sahibinden yeni kiracının bir kadın olduğunu öğrenip eşyalarını almaya yeni umutlarla gelmişti besbelli. Alexis yavaşça arkasını döndü, hemen girişte asılı duran çantasını olduğu yerden alıp koluna astı. Telefonunu bulmak için krem rengi, kabarık, deri koltuklara hızlıca bir göz gezdirdi. Bıraktığı yerde duran telefonunu almak için uzanırken ne yapmaya çalıştığını anlamayan Talya ve Ted onu izliyorlardı. Telefonunu alıp hızlıca etrafında unuttuğu herhangi bir şey var mı diye bakındıktan sonra kapıya doğru yöneldi ve tek kelime etmeden Ted'in yüzüne yarı soğuk yarı iğrenir şekilde baktı. Ona bir şey söylemeye hazırlanan ağzı açık Ted'in yeni traş edilmiş, üzerinden losyon kokuları gelen, uzun ve üçgen bir çeneli yüzüne sert ve okkalı bir tokat patlattı ve yanından rüzgar gibi geçti. Hemen arkasından koşan Ted'in Alexis'e yetişmesi uzun sürmedi. 'Alexis, dur lütfen' dedi ama Alexis onu dinlemedi. Daha fazla dayanamayan Ted Alexis'i belinden tutup hışımla kendine çekti ve dudaklarına yapıştı. Ted'in kollarında adeta can çekişen Alexis onu itip 'Bırak Ted! Bu kez olmaz! Bu kez sondu! Artık beni geri kazanmak için başka şansın kalmadı. Anlıyor musun? Bitti!'. Ted kendini geriye çektiğinde gözlerine baktığı kızın artık farklı bir Alexis olduğunu anlamıştı. Her zaman bir mesaj ya da bir buket çiçekle kendini affettirdiği Alexis'e karşı kendinin en dayanılmaz silahı olan öpücüğünü kullanmış fakat bunun onda en ufak bir etki dahi etmediğini gördüğünde şaşkına dönmüştü. Bir hafta içinde Alexis'i bu kadar değiştiren şey ne olabilirdi ki ? Hem gözlerinde nefretle karışmış 'sevgiyi' gördüğünden de emindi. Ama bu kez bakışları farklıydı Alexis'in. Yediği haltı düzeltmek için anlaşılan bir öpücükten fazlası gerekecekti. Hızla düşünürken aynı zamanda konuşmaya çalışan ipek takım elbiseli ve yeni tıraş edilmiş saçlarıyla Ted Crambel'in ağzından her zaman gevelediği yalanlardan başka yeni ve inandırıcı bir şey çıkmadı. Alexis 'Lütfen artık arama Ted. İkimiz içinde en doğrusu bu olacak.' dedi ve asansörün gelmesini beklememek ve Ted'in yüzünü daha fazla görmemek için 'Elveda.'deyip arkasını dönüp hemen merdivenlerden inerek orada uzaklaşmaya çalıştı ve bu kez Ted'in onu durdurmaması için içinden defalarca 'Lütfen peşimden gelme. Tanrım lütfen peşimden gelmesin!' diye dua etti. Çünkü biliyordu ki bir kez daha gözlerine bakacak olsa oracıkta ölmeye bile razı olabilirdi. Ama ona geri dönmek belkide milyonlarca kez ölmekten beterdi. O yüzden kararını vermişti Alexis. Bir daha ne Ted Crambel ne de her hangi bir zaafı olacaktı. Oldukları yerden çıkarken kafası dik, fakat gözleri yaş doluydu. Arkasından gelmişse eğer kafasının dik olmasını görmesini isteyeceği Ted'in gözyaşlarını gözmemesi için elinin tersiyle gözyaşlarını temizlerken diğer eliyle bir taxiyi durdurmuştu bile. taksiye binerken tek istediği bir an önce oradan gitmekti. Nereye olursa. Bu yüzden gidecekleri adresi soran taksiciye evinin adresini yerine...
5 Mayıs 2013 Pazar
Baskın Basanındır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




