
Tak tak tak tak ! Talya yatağın içinde alarmı çalan telefonunu aradı ama bulamadı. Telefonu bulmak için kendine gelmeye başladığında onu uyandıran sesin telefondan değil kapıyı kıracakmışcasına yumruklayan birinden geldiğini fark etti. Afalladı! Kimdi bu ? Ondan ne istiyordu? Şimdi ne yapacaktı? Beyni donup kalmıştı. Kapıya doğru hızlıca yürüyüp delikten bakmayı akıl edebildiğinde kapıda sinirden gözü dönmüş bir kız vardı. Gözü korkmuştu korkmasına ama kızın üstünde de öyle herkesin kolayca alabileceği cinsten kıyafetler yoktu. Yani kızın zengin olduğu belliydi. Belli ki kızın canı yanmıştı. Derdini öğrenmek için kapıyı açtığında kız hemen eve daldı ve 'Nerede o?' diye bağırdı. Talya'nın cevap vermesini beklemeden 'Nereye saklandı ?' Talya kızın kimden bahsettiğini anlamaya çalışırken kız evin tüm odalarına dolaplara, masa altlarına tek tek bakmıştı. Sonunda aradığını bulamayınca Talya'ya dönüp. 'Ed nerede? Beni şimdi de seninle mi aldatıyor?' diye bağırdı. Talya da ona gayet sakin bir şekilde 'Üzgünüm ama ben Ted adında birini tanımıyorum, buraya yeni taşındım ve aradığınız kişi burada değil.' dedi. Kız önce inanmadı fakat evin yarısının boş olduğunu fark edince durumun gerçekliği karşında şoke olmuş bir biçimde bir anda yere çöküp ağlamaya başladı. Neye uğradığını şaşıran Talya hem endişeli hem de meraklı bir şekilde kıza 'Lütfen ağlama. Ted her kimse bunun için değmez. Gel böyle koltuğa otur ve sakinleş.' dedi. Kız Talya'nın bu sıcaklığına da şaşırarak biraz şaşkın biraz yorgun, fazlasıyla mutsuz ve bezgin bir şekilde Talya ile beraber koltuğa oturdu. 'Beni terk etti! İnanabiliyor musun? Beni hem aldattı hem de terk etti! ' diyebildi kız ve soluksuz bir şekilde ağlamaya başladı. Kızın bu üzgün ve çaresiz halinin karşısında hiç tanımadığı biri olmasına rağmen Talya kızda kendinde de olan tanıdık bir şey buldu. Aşk acısı. Bu yüzden henüz ismini bile bilmediği bu kıza bir anda samimiyet duymaya başladı. Kız bir sürü peçete harcayıp dakikalarca ağladıktan sonra nihayet konuşmak için ağlamayı bıraktı. Kız 'Çok ama çok üzgünüm. Amacım seni rahatsız etmek değildi. Ben Alexis. Sen taşınmadan önce burası erkek arkadaşımın eviydi. Yani eski erkek arkadaşımın. Aslında suçluyum ve bunu biliyorum. Beni defalarca aldatmasına rağmen, bütün o büyük kavgalarımıza rağmen onu hep ama hep affettim.' dedi. Talya 'Sevdiğin insanı kaybetmemek için savaşmak nedir iyi bilirim.' dedi. Kız 'Özür dilerim. Ne kadar da kabayım. İsmini sormayı unuttum.' dedi. 'Adım Talya. Bildiğin gibi buraya yeni taşındım. Manhattan'a üniversite için geldim.' dedi gülümseyerek Talya ve ekledi 'Daha fazla üzülme artık. Ne yaşandıysa yaşandı. Halen daha onu sevdiğini biliyorum ve unutmak zaman alacaktır. O yüzden sana onu hemen sil at diyemem. Desem bile silemezsin ki ! Ama şu kadarını diyebilirim seni aldattığına göre sana değer vermeyen birisiymiş. O yüzden artık ağlamayı bırak ve güçlü olmaya çalış.' Elinin tersi ile gözlerinden akan yaşları silen Alexis, ıslanan ellerini kurutmak için üzerine sildi ve sağ elini Talya'ya uzattı. 'Tanışma hikayemiz biraz tuhaf oldu ama ben, tanıştığımıza memnun oldum Talya.' dedi gözleri kıp kırmızı, yüzü şiş ve samimi bir şekilde gülümseyerek. 'Ben de memnun oldum.' dedi kocaman bir gülümsemeyle Talya. Hemen ardından 'Çay içer misin?' diye sordu. Ne de olsa misafirine bir çay bile ikram etmeden göndermek ayıp olurdu. Burnu tıkalı bir şekilde 'Bu harika olur.' diye cevap verdi Alexis. Oturduğu yerden hemen kalkan Talya mutfakta hiç bir şey olmadığını hatırlayıp Alexis'e döndü ve dedi ki 'Peki benimle mutfak alışverişi yapmaya ne dersin ?'. 'Bana uyar! Hem kafa dağıtmış olurum.' deyip gülümsedi Alexis. Bir kaç dakika sonra Talya kendini yaklaşık olarak bir saat önce tanıştığı, moda dergilerinden fırlamış gibi giyinen bir fıstıkla, mutfak alışverişi yapmak üzere sokakta dolanırken buldu. Bir Alexis'e bir de kendine ve bu evden ne kadar kısa sürede çıktığına pişman olmasına yetti. 'En azından makyaj yapabilirdin Talya!' diye dövündü. Sonra güneş gözlüklerini takıp 'Neyse ki tanıdık kimse yok.' deyip market aramaya devam etti. Alexis'in yardımıyla en yakın süper markete ulaştılar. İçeriye girdiklerinde önce sepete büyük bir çay paketi atan Talya daha sonra çay reyonunun hemen yanında duran kahve reyonundan da en büyüğünden bir kavanoz Nescafe aldı. Daha sonra sebze ve meyve reyonundan kendine yetecek kadar sebze ve meyve aldıktan sonra temizlik malzemelerinin olduğu reyona geldi ve orasını olduğu gibi boşalttı. Aldıklarını ödeyip eve döndüklerinde Alexis 'Beni hammal olarak kullanacağını bilsem yemin ederim sabah sabah o kapıya asla dokunmazdım Talya.' dedi şakacı bir dil ile. Talya kahkahayla cevap verdiği Alexis'e 'Çayına kaç şeker alırsın?' diye sordu. Alexis ise Talya'yı 'Tatlım,ben şeker kullanmıyorum.' şeklinde cevapladı. 'Tahmin etmeliydim. Şu vücuduna bir baksana. Manken gibisin!' dedi Talya. 'Aslına bakarsan kısa bir dönem ünlü bir markanın fotoğraf çekimlerine katılmıştım. Sonrasında üniverstenin öncelikli geldiğine karar verdim. Ama okul biter bitmez çekimlere devam etmeyi planlıyorum.' dedi Alexis. Bu sohbet süresinde Talya küçük bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı bile. Kahvaltı süresinde Talya, Alexisin kendini tanımasına izin verdi ve Alexis'i daha iyi tanımaya çalıştı. O da onun gibi varlıklı bir aileden geliyordu. Fakat Alexis hayatı boyunca dadılar tarafından büyütülüp, özel okullarda okutulan, üniversite hayatı sona erinde ise holding başına geçecek anlayacağınız gerçek hayatta pek rastlanmayan türden bir kızdı. Talya dayanamayıp sordu. 'Bu kadar zenginliğin içinde, ve de bu kadar kolay bir başkasını bulabilecekken neden sana değer vermeyen biriyle hayatına devam ettin?' Alexis hiç tereddüt etmeden 'Aşk bu Talya. İnsanın elinde mi ki?' dedi. Talya ise 'Ah ! Bilmez miyim?' diye cevap verdi. Bu tatlı sohbetle yapılan kahvaltı sonunda 'Eee, şimdi ne yapıyoruz?' deyip bir anda kendini Talya'nın planlarına dahil etmişti Alexis. Fakat Talya bundan hiç de şikayetçi olmamıştı. Şayet planlarında birine ihtiyacı olacaktı. Tek kelimeyle 'Temizlik!' diye bağırdı Talya. Düzen manyağı Talya az bile dayanmıştı. 'Ben daha önce hiç temizlik yapmadım ki.' diyen Alexis'e 'Demek ki öğrenmenin zamanı gelmiş!' deyip göz kırptı Talya. 'Temizlik reyonunda gözlerinden çıkan ışıktan anlamalıydım.' dedi Alexis ve Talyanın uzattığı bandana ve toz bezi ile 'İstersen salondaki eşyaların tozlarını almakla başla.' diyen Talya'nın halen daha şaka yapmasını diledi. Biraz bekledikten sonra Talya'nın ciddi olduğunu anladı ve oturma odasındaki masanın üzerini silmeye çabalarken, 'Bilseydim evdeki hizmetçilerden üniformalarını ödünç alırdım.' dedi ve Biraz sonra 'Görev tamamlandı!' demek için yan odaya girdiğinde eşofmanlarını çekmiş ve bandanasını takmış yerleri çitileyen Talya'yayla karşılaşıp 'Bu sen olamazsın.' deyip kahkahayı bastı. Hemen cebinden iphone 5'ini çıkarıp 'Bu anı ölümsüzleştirmeliyiz! ' dedi. Talya ise 'Hey ! Eğer o resim beğeni alacaksa içinde sen de olmalısın tatlım.' dedi. İki kız kendini kaybetmiş bir şekilde tıpkı bir kostüm partisindeymiş gibi defalarca kendi kendilerinin fotoğrafını çekerken birden bire kapı çaldı. Gelen ...