25 Eylül 2013 Çarşamba

Mutluluğu Keşfediş

 
Hafifçe araladığı göz kapağını rahatsız eden güneş ışığının değil de telefonunun ışığı olduğunu anlayan Alexis kimin aradığına bakmak için eline aldığı telefonun ekranına baktığında tam 37 cevapsız çağrısı ve 29 yeni mesajı olduğunu gördü. WhatsApp, Facebook ve Instagram'ı direk es geçip 37 cevapsız çağrısına bakan Alexis 32 çağrının Ted'e 3 çağrının Talya'ya ve diğer iki çağrının en yakını olarak gördüğü Bridget'den olduğunu gördü. 'Aman tanrım !' dedi ve duraksadı. Elini hızlıca alnına doğru götürüp yüzüne düşen saçlarını geriye ittikten sonra hızlıca uyanmak için gözlerini uyuşturup bir önceki cümlesini daha yüksek bir desibelle tekrarladı. 'Aman tanrımmmm ! Nasıl Talya'yı orada öylece bırakıp gittim?' dedi ve gelen bütün yeni mesajları okumayı pas geçerek hemen Talya'nın bıraktığı kırmızı cevapsız amblemlerinden birinin üzerine tıkladı. Daha ilk çalışından telefonu cevaplayan Talya 'Alexis! Sonunda ! Sana bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştım. Dün akşamdan beri seni arıyorum. Çok fazla da arayıp rahatsız etmek istemedim gerçi. Ama seni cidden merak ettim. İyi misin ?' dedi tek nefeste. Yarı uykulu yarı uyanık bir sesle ' Ah! İyiyim. Yani sanırım' dedi Alexis ve Talya da ona 'Sanırım mı? Anlaşıldı. Sen henüz Ted fırtınasını atlatamamışsın. Bugün görüşek ister misin?' dedi. Bu kez biraz duraksayan Alexis Talya'ya 'Bilemiyorum. Aslına bakarsan bugün dışarıya çıkmak istediğime emin değilim.' diye cevap verdi. Bunun nedenini soran Talya'ya 'Sesim felaket. Gözlerim şiş ve içleri ağrıyor. Boğazımın ağrısını ve yorgun bedenimi saymama gerek var mı?' dedikten hemen sonra Talya 'Ben onu bunu bilmem. İyi olduğundan emin olmalıyım.' dedi ve Alexis 'O zaman bana gelmeye ne dersin?' dedi. Alexis bir kaç dakika düşündükten sonra 'Neden olmasın? Nasılsa bugün yapacak daha iyi bir planım yok.' dedi ve ekledi. 'Adresi mesaj olarak gönderebilir misin? Tam bir balık hafızalıyımda.' 'Tabi atarım. Saat on iki senin içinde uygunsa bekliyorum.' diye cevap veren Alexis'e Talya 'Saat on iki uygun. Görüşürüz Alexis!' dedikten sonra Alexis'in de 'Görüşürüz!'  cevabıyla telefonu ilk kapatan Talya oldu. Böylelikle buluşmadan önce geriye sadece üç saati kalıyordu. Yapması gerekenleri düşündü, eline kağıdını ve kağıdını alıp yapacaklarını not almaya başladı. Tam bir ikizler burcuydu ve kararlarını çok sık değiştiriyordu. Bu nedenle yapacaklarını hem unutmamak hem de değiştirmemek için yazmayı tercih ediyordu. Ayrıca bir şeyleri yaptıkça listesinden yaptığı şeylerin üzerini karalamak ona mutluluk vermiyor değildi doğrusu. Sırf bu yüzden araya kolay maddeler bile koyduğu oluyordu. Hevesle yapacaklarını maddelemeye başlayan Talya'nın listesi şöyleydi:

          3 SAATA SIĞDIRILACAKLAR

  1. Odanı toparla
  2.  Kahvaltı yap
  3.  Gardırop tertibi yap 
  4.  Bulaşıklarını yıka ( Bunu daha fazla erteleyemezsin!)
  5.  Giyin (Şık bir şeyler olmasına özen göster.)
   Tüm bunları yazarken aslında önemli bir şeyi atladığını listeyi tamamlamaya yakın olduğunda kafasına dank etmişti. Damian'a teşekkür etmeyi unutmuştu ! Ah! Hayır unutmamıştı. Aslında buna fırsat bulamamıştı ki. Dün ona bir teşekkür etme fırsatı vermeden jet hızıyla yanından yanından ayrılan o değil miydi? Olsun. Bu bir teşekkürü hak etmediği anlamına gelmezdi. Belki de ona, o çok meşhur ıslak kekinden yapıp götürebilirdi. Evet, evet ! Bu harika bir fikirdi. Hem onun geldiği yerde komşuluk ilişkilerine önem verilirdi. İçinden' Umarım burada da komşuluk ilişkilerine önem veriliyordur.' Diye içinden geçiren Talya kapıya doğru koştu hemen çantasını buldu ve içine küçük notlarını önemli bilgileri ve ara ara yemek tariflerini yazdığı not defterini eline geçirdiği gibi mutfağın yolunu tuttu. Önce radyo'yu açtı. En sevdiği Jazz şarkılarından birini duyduğu an 'Mükemmel!' deyip radyonun ayarlarıyla oynamayı bıraktı. Hemen önüne evinden getirdiği kelebek desenli mor,turuncu ve yeşil renklerden oluşan önlüğünü giydi. Evin içinde bulduğu mikserin içini açtı ve temiz, passız hatta henüz kullanılmamış olmasını görmesine rağmen, hemen bir sudan geçirdi. Çantasından çıkardığı tarifi hemen tezgahın üzerine dik bir şekilde bıraktı ve o an o ıslak keki yapmasını engelleyecek hiç bir şey yoktu. Listesinde yazanlar:

Malzemeler:
  • 3 Yumurta
  • 1 limon/portokal 
  • 1 paket soğuk süt (1 bardağı kekin içine girecek)
  • 1 bardak şeker
  • 1 paket kabartma tozu ve 1paket  vanilya
  • 1/2 bardak ayçiçek yağı
  • 1 paket rendelenmiş  hindistan cevizi
  • Aldığı kadar un 
    İşe yumurtaları mikserde çırpmakla başlayan Talya, limonunu sıkıp rendeleyip kekine güzel bir narenciye kokusu katmıştı bile. Süt, şeker ve yağ eklendikten sonra azar azar ununu ekleyip tüm malzemeleri iyice karıştığından emin olduğunda en son kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip hazırladığı karışımını önceden yağladığı tepsisinin içine döktü. Önceden ısıttığı yüzseksen derece olan fırınının içine kekini güzelce yerleştirdikten sonra göz açıp kapayıncaya dek bulaşıklarını da yıkamıştı bile.

   Odasını da toplayıp gardrobunu da tertipleyen Talya hızlı bir duşun ardından önceden seçtiği desenli pantolon üzerine t-short ve leopar desenli çantasıyla çok şık görünüyordu. Aksesuarlarla kombinini tamamladıktan sonra kekinin piştiğine işaret eden o mükemmel kokusu burnunun direğini kırmıştı. Fırından çıkan kekine soğuk sütü ve üzerine de hindistan cevizi ekeledikten hemen sonra düşündü ki bu kekten Alexis'e de götürmesi şarttı. Sonuçta bu bir iyileşme seansıydı. Annesinden gördüğü yöntemler onu asla şaşırtmamıştı. Ama kekin de bu seansa artık puanlar ekleyeceğinden adı gibi emindi. Soğuması için buzlukta beklettiği kekinin yarısını bulduğu bir kaba yerleştiren Alexis 'Evet ! Sanırım diğer yarısı Damian'a teşekkür için yeter. Yani, umarım.' diye içinden geçirdikten sonra çabucak evinden çıkıp, bir taksi çevirip Alexis'in evine vardığında saat on ikiyi beş geçiyordu. Çok da gecikmiş sayılmazdı. Gördüğü muhteşem manzara karşısında şaşkına dönen Talya'yı evin hizmetçileri kapıda karşılamıştı ve ağzı açık kalmış Talya'ya 'Hoşgeldiniz efendim. Bayan Alexis'de sizleri bekliyordu zaten.' dediler. 'Bu taraftan.' diye ekledi sarışın olan hizmetçi. Alexis'in odasına girdiğinde oda tam da Talya'nın beklediği şekildeydi. Temiz, ışıl ışıl ve zengindi. Odaya bu tanımı kullanmak ne kadar doğruydu bilemiyordu fakat o odanın daha farklı bir sıfatla tarif edilmesi imkansız gibiydi. Her yerden moda fışkırıyordu. Oda turkuaz rengindeydi ve krem, limon, açık mavi ve turuncu renkleri turkuazı izleyen diğer renklerdi. Alexis'in odası yaklaşık iki sene önce bir genç kız odasından bir genç bayan odasına dönmüştü. Oyuncak bebeklerin yerini küçük rahat  renkli yastıklar, müzik kutuları ve posterlerin yerlerini ise pahalı tablolar ve şık abajurlar almıştı. Odanın her yerinde aynalar vardı. Bu geniş olan odayı daha da geniş yapıyordu ve Talya o an gördüğü hemen her pencerenin güneş ışığı aldığına yemin edebilirdi. Kısa bir inceleyişten sonra Alexis Talya'nın yanına gidip sarıldı ve tüm sıcakkanlılığıyla 'Hoş geldin Talya. Nasılsın?' dedi. Talya da yüzüne yerleştirdiği güzel bir gülümsemeyle 'İyiyim Alexis. Dün olanlardan sonra seni merak ettim.' dedi. Alexis de ona gülümseyerek  'Göründüğü üzere pek de iyi sayılmam.' diye cevap verip Alexis'in elinde kabı işaret ederek 'O elindeki nedir?' diye sordu . Talya da ona 'Kesinlikle sana iyi geleceğini düşündüğüm bir şey.' dedi Talya ve ekledi 'Şimdi tek ihtiyacımız olan iki çatal!' Çok geçmeden Talya'nın muhteşem ıslak kekini dünün özetiyle birlikte yavaşça yiyen kızlar birlikte bir film izleyip kafalarını dağıttıktan hemen sonra Talya'nın gözü Alexis'in sık kullanılanlarında ekli olan moda bloğuna takıldı. Alexis'le beraber blogda yer alan yeni trendlere göz attıktan hemen sonra Talya  'Ne derler bilirsin. Biraz alışverişin çözemeyeceği şey yoktur.' diyerek Alexis'e göz kırptı ve hemen enerjisini toplayıp Alexis'i kolundan çekiştirmeye başladı. Talya'nın ısrarlarına dayanamayan Alexis 'Peki, tamam geliyorum. Ama bil ki bunu yalnızca senin için yapıyorum.' dedi. Talya ise Alexis'in ne söyleyeceğini dinlemeden 'Hayır Alexis! Bunu benim için değil kendin için yapmalısın. Daha fazla üzülmek yok! Hele o Ted ayısı için hiç üzülmek yok. Buna gerek de yok!.' dedi. Henüz bir dakika önce çok üzüntülü ve mutsuz olan Alexis bir anda kahkalara boğuldu. Şaşıran Talya 'Niye gülüyorsun sen?' diye sordu ve Alexis 'Ted ayısı mı?!Hahahahahhaahahaa! Gerçekten sizin orada sevgililerini aldatan erkeklere ayı mı diyorsunuz?' diye ceva verdi. Talya  ise buna 'Ayı, öküz, odun ve daha neler neler. Hepsini zamanla sana öğreteceğim Alexis'ciğim sen hiç merak etme.' diye cevap verdikten sonra göz kırptı ve ekledi 'Hadi ama geç kalıyoruuuuz! Biran önce hazırlan da çıkalım!' dedi.
   Çok geçmeden Alexis siyahlara bürünmüş bir şekilde hazırdı. 'Daha renksiz bir şeylerin yok muydu?' diye soran Talya'ya yandan bir bakış atan Alexis 'İstersen şansını fazla zorlama Talya.' dedi ve ekledi 'E hadi çıkmıyor muyuz?' Alexis'in özel şoförü ve limuzini kapıda hazırdı bile. Gidecekleri yere vardıklarında karşılarına çıkan tüm mağazalara girdiler. Bir kaç saat sonra elleri kolları alışveriş torbalarıyla dolan kızlar tam da bir sonraki mağazaya girecekken Talya Alexis'i durdurdu. Birileri gitarla en sevdiği şarkılardan biri olan Sting'in Englishman In New York şarkısını çalıyordu. Çalan kişi her kim ise bu şarkıyı çok da iyi çalıyordu ki kendine eşlik eden bir grup kalabalığı başına toplamıştı bile. Şakının etkisiyle zaten enerji dolu olan Talya bir anda daha da mutlu oldu. Hatta şarkıya eşlik etmeye başladı ve Alexis'e dönüp 'Bir kaç dakika yakından dinlememizin bir sakıncası var mı?' diye sordu. 'Elbette yok.' cevabını alan Talya müziğin de etkisiyle adımlarını hızlandırdı ve kendini müzisyenin yanında bulduğunda dudaklarından istemsizce  tek bir kelime çıktı. 'Damian?!' 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder