Jaguar marka limuzinden inerken kızların keyifleri yerindeydi. Tıpkı Hollywood yıldızlarının kırmızı halıda süzüldükleri gibi Damian'ın onları çağırdığı bara giriş yaptılar.
İçerisinin ışıkları loştu. Tavandaki avizeler zengin ve gösterişli mumların şeklindeydiler. Duvarlarda ise gelmiş geçmiş en iyi müzisyenlerin çoğu siyah beyaz olan resimleri, kenarları altın rengi çerçevelerle büyük bir ihtişam eşliğinde duvarlarda asılıydı. İçerisi ise tıklım tıklımdı. Damian ve arkadaşları ise içeriyi ısıtmaya yeni başlamışlardı. İlk çaldıkları şarkı ise The Fratellis' den Tell Me a lie oldu. Kızlar masalarına geçerken Talya'nın ve Damian'ın gözleri birbirlerini aradılar. Kısa süre ardından garson ve Talya çarpışmadan hemen önce Talya ve Damian'ın kavuşan gözleri bu kavuşmayı gülümseyerek kutladı. Ne yere dökülüp saçılan içkiler, ne kırılan bardaklar ne de garsonun üniforması Talya'nın gece için seçtiği mükemmel kıyafeti kadar şanslı değillerdi. Masaya geçtiklerinde Alexis garsonu bir el hareketiyle çağırdı ve 'En kaliteli şarabınızdan iki kadeh lütfen.' Hatta şişeyi de getirebilirsiniz. dedi Talya araya girerek.'Alexis lütfen, bu akşamlık sen bana ayak uydur.' dedi ve garsona dönerek ekledi 'Bize iki votka shot lütfen. Mümkünse frambuaz olsun.' dedi. Biraz sonra ilk shotları gelen kızlar yavaş yavaş moda girip şarkılara katılmaya başladılar. Grubun ilk arasındaysa hafiften çakır keyif olmuş Alexis Talya'ya dönerek, 'Bu gece çıkmamız şahane bir fikirdi. Düşünüyorum da en son ne zaman ağlamak yerine eğlendiğimi hatırlamıyorum bile.' dedi. Talya ise 'Sanırım bu geceyi bizi buraya çağıran Damian'a borçluyuz.' 'Ah hani şu tüm gece bakışıp durduğun cool çocuk Damian. Demek ona bir teşekkür borçluyuz.' dedi Alexis ve ardından 'Sakın bana şu an kızaran yüzünün içkiden olduğunu iddia etme. Çünkü ikimiz de biliyoruz ki sebebi Damian.' deyip göz kırptı. 'Biliyorum Alexis. Farkındayım.' dedi ve yarı gülümsemiş dudağının önüne düşen saçlarını kulağının arkasına itti. 'Sadece şu an ne yapsam bilmiyorum.' diye cümlesini tamamlarken üzerine güvensizlikle kaygıdan oluşan montunu giydi. 'Ah hayır Talya. Bu güvensiz tavırlarından sıyrıl artık. Tanrım etrafında bak! Manhattan'dasın. 24 yaşındasın ve taş gibisin ! Şimdi gidip şu çocukla flirt et! Seni burada bekliyor olacağım.' deyip gecenin mükemmel ikinci göz kırpışını tam da cümlenin sonuna ekledi.
Dinlenmek için kendilerine ayrılan bölümde içkilerini yudumlayıp kahkahalar atan grubun yakışıklı üyesi Damian biraz yorgun ve de heyecanlı şekilde içkisini yudumlarken Talya'nın oturduğu yerden kalkıp yanına doğru geldiğini görünce hemen terini silmek üzere peçete arayışına geçti. Terini silmeyi tamamladığında Talya yanındaydı. 'Seni yeniden görmek çok güzel.' dedi Damian. 'Bu nazik daveti reddedemezdim. Ayrıca sana Alexis ile teşekkür borcumuz var. Sen çağırmasan muhtemelen evde film izliyor olacaktık. Bilirsin. Ben yeni geldim ve buraların yabancısıyım. Alexis ise bu aralar modunda değil. Ah her neyse yine fazla konuşuyorum.' derken Damian Talya'yı keserek 'Hayır, kesinlikle hayır. Henüz aksanını çözemedim ama sana ayrı bir tatlılık kattığını söylemekte bir sakınca görmüyorum.' dedi ve Bingo ! Talya Damian'dan gelen bu iltifat ile yine kıpkırmızı oldu. Şaşkın ve mahçup bakışlarını gülümsesiyle saklamaya çalışan Talya'ya 'Baksana, madem buralarda yenisin bu akşam programdan sonra seni bir yerlere götürmeme ne dersin?' dedi. Talya'nın cevabı çok gecikmedi. 'Bu akşamdan sonra biraz zor. Çok yoğun bir gün geçirdik ve geceye Alexis ile başladım. Onu yarı yolda bırakmak istemem.' Peki öyleyse yarın bana sizi öğleden sonra şehri gezdirme şansını bahşeder misiniz bayan?' dedi Damian. 'Bunu bana bunu çok isterim.' dedi Talya. Damian'ın arkadaşları sahneye dönmek üzere Damian'ı dürtmeye başladıklarında ise 'Benim artık kaçmam gerek. Yarın saat 4'te seni alırım.' dedi. 'Pekala, anlaştık.' deyip yerine dönen Talya'nın artık kendinden emindi. Kesinlikle Damian'da ona karşı boş değildi. Damian'ın arkadaşları ise onda bir farklılık olduğundan emindi. Hatta içlerinden ona en yakın olan dostu Matt 'Bizim çocuk romantik prens olmaya mı karar verdi?' diye ona takıldı. Takılmakta haklıydı da. Damian Talya'yı görünce hem duraksamış hem de mutlu olmuştu. Ve bu ikisi de Damian'lık şeyler değildi.
Gecenin ikinci yarısına Arctic Monkeys'den Why'd you only call me when you're high'dan devam eden Damian ve arkadaşları gerçekten iyi iş çıkartıyorlardı. Damian söylediği şarkıları ruhunun derinliklerinden söylüyordu. Sanki hepsini yaşamış ve kendi yazmış gibi. Talya sadece ona değil şarkıları ruhundan söyleyen adama da hayranlık duymaya başlamıştı. Şarkı ise ayrıca güzeldi. Sonuçta insan sadece kafası gidikken değil ayıkken de arayan bir sevgili istemez miydi? Duygularını belli etmeyi içki yardımı olmadan da yapabilecek kadar cesur birini mesela. Tam şarkı bitmek üzereyken Alexis'in telefonu çalmıştı ve arayan....
İçerisinin ışıkları loştu. Tavandaki avizeler zengin ve gösterişli mumların şeklindeydiler. Duvarlarda ise gelmiş geçmiş en iyi müzisyenlerin çoğu siyah beyaz olan resimleri, kenarları altın rengi çerçevelerle büyük bir ihtişam eşliğinde duvarlarda asılıydı. İçerisi ise tıklım tıklımdı. Damian ve arkadaşları ise içeriyi ısıtmaya yeni başlamışlardı. İlk çaldıkları şarkı ise The Fratellis' den Tell Me a lie oldu. Kızlar masalarına geçerken Talya'nın ve Damian'ın gözleri birbirlerini aradılar. Kısa süre ardından garson ve Talya çarpışmadan hemen önce Talya ve Damian'ın kavuşan gözleri bu kavuşmayı gülümseyerek kutladı. Ne yere dökülüp saçılan içkiler, ne kırılan bardaklar ne de garsonun üniforması Talya'nın gece için seçtiği mükemmel kıyafeti kadar şanslı değillerdi. Masaya geçtiklerinde Alexis garsonu bir el hareketiyle çağırdı ve 'En kaliteli şarabınızdan iki kadeh lütfen.' Hatta şişeyi de getirebilirsiniz. dedi Talya araya girerek.'Alexis lütfen, bu akşamlık sen bana ayak uydur.' dedi ve garsona dönerek ekledi 'Bize iki votka shot lütfen. Mümkünse frambuaz olsun.' dedi. Biraz sonra ilk shotları gelen kızlar yavaş yavaş moda girip şarkılara katılmaya başladılar. Grubun ilk arasındaysa hafiften çakır keyif olmuş Alexis Talya'ya dönerek, 'Bu gece çıkmamız şahane bir fikirdi. Düşünüyorum da en son ne zaman ağlamak yerine eğlendiğimi hatırlamıyorum bile.' dedi. Talya ise 'Sanırım bu geceyi bizi buraya çağıran Damian'a borçluyuz.' 'Ah hani şu tüm gece bakışıp durduğun cool çocuk Damian. Demek ona bir teşekkür borçluyuz.' dedi Alexis ve ardından 'Sakın bana şu an kızaran yüzünün içkiden olduğunu iddia etme. Çünkü ikimiz de biliyoruz ki sebebi Damian.' deyip göz kırptı. 'Biliyorum Alexis. Farkındayım.' dedi ve yarı gülümsemiş dudağının önüne düşen saçlarını kulağının arkasına itti. 'Sadece şu an ne yapsam bilmiyorum.' diye cümlesini tamamlarken üzerine güvensizlikle kaygıdan oluşan montunu giydi. 'Ah hayır Talya. Bu güvensiz tavırlarından sıyrıl artık. Tanrım etrafında bak! Manhattan'dasın. 24 yaşındasın ve taş gibisin ! Şimdi gidip şu çocukla flirt et! Seni burada bekliyor olacağım.' deyip gecenin mükemmel ikinci göz kırpışını tam da cümlenin sonuna ekledi.
Dinlenmek için kendilerine ayrılan bölümde içkilerini yudumlayıp kahkahalar atan grubun yakışıklı üyesi Damian biraz yorgun ve de heyecanlı şekilde içkisini yudumlarken Talya'nın oturduğu yerden kalkıp yanına doğru geldiğini görünce hemen terini silmek üzere peçete arayışına geçti. Terini silmeyi tamamladığında Talya yanındaydı. 'Seni yeniden görmek çok güzel.' dedi Damian. 'Bu nazik daveti reddedemezdim. Ayrıca sana Alexis ile teşekkür borcumuz var. Sen çağırmasan muhtemelen evde film izliyor olacaktık. Bilirsin. Ben yeni geldim ve buraların yabancısıyım. Alexis ise bu aralar modunda değil. Ah her neyse yine fazla konuşuyorum.' derken Damian Talya'yı keserek 'Hayır, kesinlikle hayır. Henüz aksanını çözemedim ama sana ayrı bir tatlılık kattığını söylemekte bir sakınca görmüyorum.' dedi ve Bingo ! Talya Damian'dan gelen bu iltifat ile yine kıpkırmızı oldu. Şaşkın ve mahçup bakışlarını gülümsesiyle saklamaya çalışan Talya'ya 'Baksana, madem buralarda yenisin bu akşam programdan sonra seni bir yerlere götürmeme ne dersin?' dedi. Talya'nın cevabı çok gecikmedi. 'Bu akşamdan sonra biraz zor. Çok yoğun bir gün geçirdik ve geceye Alexis ile başladım. Onu yarı yolda bırakmak istemem.' Peki öyleyse yarın bana sizi öğleden sonra şehri gezdirme şansını bahşeder misiniz bayan?' dedi Damian. 'Bunu bana bunu çok isterim.' dedi Talya. Damian'ın arkadaşları sahneye dönmek üzere Damian'ı dürtmeye başladıklarında ise 'Benim artık kaçmam gerek. Yarın saat 4'te seni alırım.' dedi. 'Pekala, anlaştık.' deyip yerine dönen Talya'nın artık kendinden emindi. Kesinlikle Damian'da ona karşı boş değildi. Damian'ın arkadaşları ise onda bir farklılık olduğundan emindi. Hatta içlerinden ona en yakın olan dostu Matt 'Bizim çocuk romantik prens olmaya mı karar verdi?' diye ona takıldı. Takılmakta haklıydı da. Damian Talya'yı görünce hem duraksamış hem de mutlu olmuştu. Ve bu ikisi de Damian'lık şeyler değildi.
Gecenin ikinci yarısına Arctic Monkeys'den Why'd you only call me when you're high'dan devam eden Damian ve arkadaşları gerçekten iyi iş çıkartıyorlardı. Damian söylediği şarkıları ruhunun derinliklerinden söylüyordu. Sanki hepsini yaşamış ve kendi yazmış gibi. Talya sadece ona değil şarkıları ruhundan söyleyen adama da hayranlık duymaya başlamıştı. Şarkı ise ayrıca güzeldi. Sonuçta insan sadece kafası gidikken değil ayıkken de arayan bir sevgili istemez miydi? Duygularını belli etmeyi içki yardımı olmadan da yapabilecek kadar cesur birini mesela. Tam şarkı bitmek üzereyken Alexis'in telefonu çalmıştı ve arayan....

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder