... Tabi ki Ted'den başkası değildi. 'Kim arıyor?' diye sordu Talya. Sadece 'Ted.' diyebildi Alexis. Talya 'Yapma Alexis, o telefonu açıp o pisliği affedecek değilsin değil mi ?' deyince Alexis ona dönüp 'Bilemiyorum. Aslına bakarsan onu halen daha özlüyorum. Bunu bir an önce geçirecek hiç bir şey yok. Sadece artık bitmesi gerektiğinden eminim.' dedi. Kızlar sanki bir kaç gün öncesinden tanışmamış gibi birbirlerine kuvvetlice sarıldılar. Alexis'in arkasını sıvazlayan Talya tam da o anda hiç görmek istemeyeceği bir şeyi gördü. Ted içeri giriyordu ve yalnız değildi. Ted'in yanında sarışın tabiri yerindeyse taş gibi bir kadın vardı. Peki ama bu kadın da kimin nesiydi? Daha da kötüsü Alexis onları yan yana görürse tepkisi ne olurdu acaba? 'Tamam Hadi bakalım Ted. Bundan nasıl kıvıracaksın bakalım.' dedi Talya. Ted ve Talya göz göze gelmeden önce Ted'in yanındaki kız diğer kız arkadaşlarının yanına doğru ilerledi. Ted ise Alexis'e ulaşmadan önce Talya engeline takılmıştı. 'Sana inanamıyorum Ted. Hem başkasıyla görüşüyorsun yetmezmiş gibi onunla beraberken Alexis'i arıyorsun. Sen kendini ne sanıyorsun?' diye çıkıştı Talya. Ted ise hiç hız kesmeden 'Tabi ki Alexis'in sevgilisiyim. O yanımdaki kadını soruyorsan o Cecilia ve sadece eski bir dost. Buraya girerken karşılaştık. Teorilerin pratikteki kadar iyi değil sanki ne dersin?' dedi. Talya sinirden kıpkırmızı kesilirken bu 1.87'lik küstah delikanlının yanağında bir beşlik patlatmamak için kendini zor tutuyordu. Tam da içinden 'İnanamıyorum. Erkeklerin hepsi mi böyle yalancı olmak zorunda?' diye geçirirken Ted yukarıdan ve ezici bakışlarıyla 'Hem sen Alexis'in yeni koruması mısın yoksa?' diye sorup ardından bir kahkaha patlattı. Alexis kendinden gayet emin tavırlarla elindeki bardağı havada sallarken 'Ah hayır. Ama artık seni görmek istemediğinden emin olan biriyim diyebilirim.' dedi ve bu kez küçümseme sırası Talya'daydı. 'Sana inanmıyorum! Sen adi bir yalancısın! Alexis beni asla geri çevirmez!' diye kükreyen Ted'e en soğuk tavrıyla Talya 'Neden bunu Alexis'e kendin sormuyorsun?' diye sordu. Kalabalığın içinden hışımla geçen sinir küpüne dönmüş Ted Crambel fazlaca sinirli bir ses tonuyla 'Alexis neler oluyor? Önce çağrılarıma bakmıyorsun, şimdi de bu kız artık beni görmek istemediğin söylüyor. Lütfen bu kıza bir yanlış anlama olduğunu söyler misin?' dedi. Alexis 'Evet Ted. Ortada büyük bir yanlış anlaşılma var. O da benim seni baya bir uzun süredir yanlış anlamış olmam. Bana ihanet eden biriyle devam eden bir birlikteliğim olamaz. Şimdi eğer izin verirsen sahneyi görmemi engelliyorsun. Lütfen çekilir misin?' dedi gayet soğukkanlılıkla. Talya ise Alexis'in bu tutumunu içinden pankartlar ve tezahüratlarla kutladı. Ted sahneye dönerek 'Sahnedeki eski dairemin komşusu Damian değil mi? Yoksa artık onunla mı birliktesin?' diye çıkıştı bu kez. 'Bak Ted. Sinirlenmeye başlıyorum. Sana hiç bir şekilde hesap vermek zorunda değilim.Son karşılaşmamızda da beni aramamanın bizim için en doğru olacağını söylemiştim. Ayrıldığımızı anlaman için daha ne söylemem gerek artık bilmiyorum. Şimdi lütfen güvenliği çağırmadan masamızdan ayrıl.' diyerek karşılık verdi Alexis. 'Pekala ama bunu bil ki bu konuşma burada bitmedi Alexis.En yakın zamanda tekrar görüşeceğiz! ' dedi Ted ve arkasını dönerek hızlıca uzaklaştı. Kızlar kahkaha atarak ikişer tane daha vodka shotla bunu kutladılar. Artık saat gece yarını çoktan geçip program bittiğinde kızlar bir Taxi çağırmak için bile ellerini kaldırdıklarında Damian onlar için çoktan çağırmıştı bile. Talya kendiydi ama Alexis pek de öyle sayılmazdı. 'Çok teşekkür ederiz Damian. Çok ince bir düşünce' diyip gülümseyen Talya'nın sözüne Alexis karışarak 'Yeni kahraman sen misin yoksa? wouw' diye bağıran Alexis kesti. 'Ne dediğini anlamadım ama yarın görüşürüz.' dedi Damian. 'Görüşürüz.' diye cevap verdi ona Talya ve fark etmeden saçını kulağının arkasına itti. Yüzü yine kızarmıştı. Damian iyi geceler diledi ve içeri döndüğünde kızlar köşeyi dönmüştü.
Ertesi sabah Alexis'den önce Talya uyanmıştı. Kendine hemen sert bir kahve yapmak üzere su ısıtıcısının düğmesine bastı. Üzerindeki bol tişörtunun, dağınık topuzunun ve evde olmanın verdiği rahatlığın hiç bir şeyde olmadığını düşündü. Tam kahveyi dökerken Alexis uyandı ve 'Günaydın. Kafam felaket ağrıyor.' dedi 'O zaman senin kahven de hemen yolda!' dedi Talya ve Alexis'de ona 'Ben duşa giriyorum ve bu arada sen tam bir kurtarıcısın Talya.' dedi. Bu söz akşam Talya'ya, Alexis'in sarhoşken Damian'a söylediklerini hatırlattı. 'Duştan çıkınca seninle ciddi ciddi konuşmamız gerekecek Alexis.' dedi Talya şakayla karışık ciddiyetle. Tanrı bilir Damian ne düşünmüştü. Talya'nın ondan hoşlandığını anlamış mıydı acaba diye düşünürdü. Telefonuna baktı. Annesinden 2 cevapsız çağrı vardı. Akşam eve gelince onunla konuşmalıydı. Ama acaba akşam eve gelecek miydi? En iyisi annesine iyi olduğuna dair bir mesaj atmaktı. Peki ya Damian'ın planları arasında ne vardı? Nereye gideceklerdi? Saatine baktı saat 1'i çeyrek geçiyordu. Midesinin sesine kulak veren Talya hemen yumurtaları buzluktan çıkardı. Tam da omlet yapmaya başlamışken birden kapı çaldı. 'Eğer gelen Ted ise işte şimdi görüşeceğiz dedi ve bir elinde kahve üzerinde tişört ve sevimli topuzuyla hışımla kapıyı açan Talya karşısında...
24 Ağustos 2014 Pazar
20 Ağustos 2014 Çarşamba
Why'd you only call me when you're high ?
Manhattan'da gece hayatı mükemmeldi. Binalar tüm ihtişamlarıyla parlarken insanlarsa sokaklara dökülmüştü. Muhtemelen çoğu ertesi günü hatırlamayacakları ve müthiş bir baş ağrısıyla uyanacakları sabahın önceki gecesine başlıyorlardı.
Jaguar marka limuzinden inerken kızların keyifleri yerindeydi. Tıpkı Hollywood yıldızlarının kırmızı halıda süzüldükleri gibi Damian'ın onları çağırdığı bara giriş yaptılar.
İçerisinin ışıkları loştu. Tavandaki avizeler zengin ve gösterişli mumların şeklindeydiler. Duvarlarda ise gelmiş geçmiş en iyi müzisyenlerin çoğu siyah beyaz olan resimleri, kenarları altın rengi çerçevelerle büyük bir ihtişam eşliğinde duvarlarda asılıydı. İçerisi ise tıklım tıklımdı. Damian ve arkadaşları ise içeriyi ısıtmaya yeni başlamışlardı. İlk çaldıkları şarkı ise The Fratellis' den Tell Me a lie oldu. Kızlar masalarına geçerken Talya'nın ve Damian'ın gözleri birbirlerini aradılar. Kısa süre ardından garson ve Talya çarpışmadan hemen önce Talya ve Damian'ın kavuşan gözleri bu kavuşmayı gülümseyerek kutladı. Ne yere dökülüp saçılan içkiler, ne kırılan bardaklar ne de garsonun üniforması Talya'nın gece için seçtiği mükemmel kıyafeti kadar şanslı değillerdi. Masaya geçtiklerinde Alexis garsonu bir el hareketiyle çağırdı ve 'En kaliteli şarabınızdan iki kadeh lütfen.' Hatta şişeyi de getirebilirsiniz. dedi Talya araya girerek.'Alexis lütfen, bu akşamlık sen bana ayak uydur.' dedi ve garsona dönerek ekledi 'Bize iki votka shot lütfen. Mümkünse frambuaz olsun.' dedi. Biraz sonra ilk shotları gelen kızlar yavaş yavaş moda girip şarkılara katılmaya başladılar. Grubun ilk arasındaysa hafiften çakır keyif olmuş Alexis Talya'ya dönerek, 'Bu gece çıkmamız şahane bir fikirdi. Düşünüyorum da en son ne zaman ağlamak yerine eğlendiğimi hatırlamıyorum bile.' dedi. Talya ise 'Sanırım bu geceyi bizi buraya çağıran Damian'a borçluyuz.' 'Ah hani şu tüm gece bakışıp durduğun cool çocuk Damian. Demek ona bir teşekkür borçluyuz.' dedi Alexis ve ardından 'Sakın bana şu an kızaran yüzünün içkiden olduğunu iddia etme. Çünkü ikimiz de biliyoruz ki sebebi Damian.' deyip göz kırptı. 'Biliyorum Alexis. Farkındayım.' dedi ve yarı gülümsemiş dudağının önüne düşen saçlarını kulağının arkasına itti. 'Sadece şu an ne yapsam bilmiyorum.' diye cümlesini tamamlarken üzerine güvensizlikle kaygıdan oluşan montunu giydi. 'Ah hayır Talya. Bu güvensiz tavırlarından sıyrıl artık. Tanrım etrafında bak! Manhattan'dasın. 24 yaşındasın ve taş gibisin ! Şimdi gidip şu çocukla flirt et! Seni burada bekliyor olacağım.' deyip gecenin mükemmel ikinci göz kırpışını tam da cümlenin sonuna ekledi.
Dinlenmek için kendilerine ayrılan bölümde içkilerini yudumlayıp kahkahalar atan grubun yakışıklı üyesi Damian biraz yorgun ve de heyecanlı şekilde içkisini yudumlarken Talya'nın oturduğu yerden kalkıp yanına doğru geldiğini görünce hemen terini silmek üzere peçete arayışına geçti. Terini silmeyi tamamladığında Talya yanındaydı. 'Seni yeniden görmek çok güzel.' dedi Damian. 'Bu nazik daveti reddedemezdim. Ayrıca sana Alexis ile teşekkür borcumuz var. Sen çağırmasan muhtemelen evde film izliyor olacaktık. Bilirsin. Ben yeni geldim ve buraların yabancısıyım. Alexis ise bu aralar modunda değil. Ah her neyse yine fazla konuşuyorum.' derken Damian Talya'yı keserek 'Hayır, kesinlikle hayır. Henüz aksanını çözemedim ama sana ayrı bir tatlılık kattığını söylemekte bir sakınca görmüyorum.' dedi ve Bingo ! Talya Damian'dan gelen bu iltifat ile yine kıpkırmızı oldu. Şaşkın ve mahçup bakışlarını gülümsesiyle saklamaya çalışan Talya'ya 'Baksana, madem buralarda yenisin bu akşam programdan sonra seni bir yerlere götürmeme ne dersin?' dedi. Talya'nın cevabı çok gecikmedi. 'Bu akşamdan sonra biraz zor. Çok yoğun bir gün geçirdik ve geceye Alexis ile başladım. Onu yarı yolda bırakmak istemem.' Peki öyleyse yarın bana sizi öğleden sonra şehri gezdirme şansını bahşeder misiniz bayan?' dedi Damian. 'Bunu bana bunu çok isterim.' dedi Talya. Damian'ın arkadaşları sahneye dönmek üzere Damian'ı dürtmeye başladıklarında ise 'Benim artık kaçmam gerek. Yarın saat 4'te seni alırım.' dedi. 'Pekala, anlaştık.' deyip yerine dönen Talya'nın artık kendinden emindi. Kesinlikle Damian'da ona karşı boş değildi. Damian'ın arkadaşları ise onda bir farklılık olduğundan emindi. Hatta içlerinden ona en yakın olan dostu Matt 'Bizim çocuk romantik prens olmaya mı karar verdi?' diye ona takıldı. Takılmakta haklıydı da. Damian Talya'yı görünce hem duraksamış hem de mutlu olmuştu. Ve bu ikisi de Damian'lık şeyler değildi.
Gecenin ikinci yarısına Arctic Monkeys'den Why'd you only call me when you're high'dan devam eden Damian ve arkadaşları gerçekten iyi iş çıkartıyorlardı. Damian söylediği şarkıları ruhunun derinliklerinden söylüyordu. Sanki hepsini yaşamış ve kendi yazmış gibi. Talya sadece ona değil şarkıları ruhundan söyleyen adama da hayranlık duymaya başlamıştı. Şarkı ise ayrıca güzeldi. Sonuçta insan sadece kafası gidikken değil ayıkken de arayan bir sevgili istemez miydi? Duygularını belli etmeyi içki yardımı olmadan da yapabilecek kadar cesur birini mesela. Tam şarkı bitmek üzereyken Alexis'in telefonu çalmıştı ve arayan....
İçerisinin ışıkları loştu. Tavandaki avizeler zengin ve gösterişli mumların şeklindeydiler. Duvarlarda ise gelmiş geçmiş en iyi müzisyenlerin çoğu siyah beyaz olan resimleri, kenarları altın rengi çerçevelerle büyük bir ihtişam eşliğinde duvarlarda asılıydı. İçerisi ise tıklım tıklımdı. Damian ve arkadaşları ise içeriyi ısıtmaya yeni başlamışlardı. İlk çaldıkları şarkı ise The Fratellis' den Tell Me a lie oldu. Kızlar masalarına geçerken Talya'nın ve Damian'ın gözleri birbirlerini aradılar. Kısa süre ardından garson ve Talya çarpışmadan hemen önce Talya ve Damian'ın kavuşan gözleri bu kavuşmayı gülümseyerek kutladı. Ne yere dökülüp saçılan içkiler, ne kırılan bardaklar ne de garsonun üniforması Talya'nın gece için seçtiği mükemmel kıyafeti kadar şanslı değillerdi. Masaya geçtiklerinde Alexis garsonu bir el hareketiyle çağırdı ve 'En kaliteli şarabınızdan iki kadeh lütfen.' Hatta şişeyi de getirebilirsiniz. dedi Talya araya girerek.'Alexis lütfen, bu akşamlık sen bana ayak uydur.' dedi ve garsona dönerek ekledi 'Bize iki votka shot lütfen. Mümkünse frambuaz olsun.' dedi. Biraz sonra ilk shotları gelen kızlar yavaş yavaş moda girip şarkılara katılmaya başladılar. Grubun ilk arasındaysa hafiften çakır keyif olmuş Alexis Talya'ya dönerek, 'Bu gece çıkmamız şahane bir fikirdi. Düşünüyorum da en son ne zaman ağlamak yerine eğlendiğimi hatırlamıyorum bile.' dedi. Talya ise 'Sanırım bu geceyi bizi buraya çağıran Damian'a borçluyuz.' 'Ah hani şu tüm gece bakışıp durduğun cool çocuk Damian. Demek ona bir teşekkür borçluyuz.' dedi Alexis ve ardından 'Sakın bana şu an kızaran yüzünün içkiden olduğunu iddia etme. Çünkü ikimiz de biliyoruz ki sebebi Damian.' deyip göz kırptı. 'Biliyorum Alexis. Farkındayım.' dedi ve yarı gülümsemiş dudağının önüne düşen saçlarını kulağının arkasına itti. 'Sadece şu an ne yapsam bilmiyorum.' diye cümlesini tamamlarken üzerine güvensizlikle kaygıdan oluşan montunu giydi. 'Ah hayır Talya. Bu güvensiz tavırlarından sıyrıl artık. Tanrım etrafında bak! Manhattan'dasın. 24 yaşındasın ve taş gibisin ! Şimdi gidip şu çocukla flirt et! Seni burada bekliyor olacağım.' deyip gecenin mükemmel ikinci göz kırpışını tam da cümlenin sonuna ekledi.
Dinlenmek için kendilerine ayrılan bölümde içkilerini yudumlayıp kahkahalar atan grubun yakışıklı üyesi Damian biraz yorgun ve de heyecanlı şekilde içkisini yudumlarken Talya'nın oturduğu yerden kalkıp yanına doğru geldiğini görünce hemen terini silmek üzere peçete arayışına geçti. Terini silmeyi tamamladığında Talya yanındaydı. 'Seni yeniden görmek çok güzel.' dedi Damian. 'Bu nazik daveti reddedemezdim. Ayrıca sana Alexis ile teşekkür borcumuz var. Sen çağırmasan muhtemelen evde film izliyor olacaktık. Bilirsin. Ben yeni geldim ve buraların yabancısıyım. Alexis ise bu aralar modunda değil. Ah her neyse yine fazla konuşuyorum.' derken Damian Talya'yı keserek 'Hayır, kesinlikle hayır. Henüz aksanını çözemedim ama sana ayrı bir tatlılık kattığını söylemekte bir sakınca görmüyorum.' dedi ve Bingo ! Talya Damian'dan gelen bu iltifat ile yine kıpkırmızı oldu. Şaşkın ve mahçup bakışlarını gülümsesiyle saklamaya çalışan Talya'ya 'Baksana, madem buralarda yenisin bu akşam programdan sonra seni bir yerlere götürmeme ne dersin?' dedi. Talya'nın cevabı çok gecikmedi. 'Bu akşamdan sonra biraz zor. Çok yoğun bir gün geçirdik ve geceye Alexis ile başladım. Onu yarı yolda bırakmak istemem.' Peki öyleyse yarın bana sizi öğleden sonra şehri gezdirme şansını bahşeder misiniz bayan?' dedi Damian. 'Bunu bana bunu çok isterim.' dedi Talya. Damian'ın arkadaşları sahneye dönmek üzere Damian'ı dürtmeye başladıklarında ise 'Benim artık kaçmam gerek. Yarın saat 4'te seni alırım.' dedi. 'Pekala, anlaştık.' deyip yerine dönen Talya'nın artık kendinden emindi. Kesinlikle Damian'da ona karşı boş değildi. Damian'ın arkadaşları ise onda bir farklılık olduğundan emindi. Hatta içlerinden ona en yakın olan dostu Matt 'Bizim çocuk romantik prens olmaya mı karar verdi?' diye ona takıldı. Takılmakta haklıydı da. Damian Talya'yı görünce hem duraksamış hem de mutlu olmuştu. Ve bu ikisi de Damian'lık şeyler değildi.
Gecenin ikinci yarısına Arctic Monkeys'den Why'd you only call me when you're high'dan devam eden Damian ve arkadaşları gerçekten iyi iş çıkartıyorlardı. Damian söylediği şarkıları ruhunun derinliklerinden söylüyordu. Sanki hepsini yaşamış ve kendi yazmış gibi. Talya sadece ona değil şarkıları ruhundan söyleyen adama da hayranlık duymaya başlamıştı. Şarkı ise ayrıca güzeldi. Sonuçta insan sadece kafası gidikken değil ayıkken de arayan bir sevgili istemez miydi? Duygularını belli etmeyi içki yardımı olmadan da yapabilecek kadar cesur birini mesela. Tam şarkı bitmek üzereyken Alexis'in telefonu çalmıştı ve arayan....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

